Tuesday, December 15th, 2009...4:25 pm
Ayşe'nin Makaronları
Ayşe Kucuroğlu’nu şahsen olmasa da ismen tanırsınız hani Bebek’te “sonsuza kadar mutlu yaşanacak” minicik kafe ile başlayıp işini gittikçe büyüten, tarz sahibi kadın. Tünel’de Public diye yeni bir mekana imzasını attı ve geçtiğimiz haftalarda sokaklara taşan bir partiyle açılışını yaptı. Bunları her yerde okuyabilirsiniz ama Ayşe’nin bu kadar kısa sürede ki başarısının nedenini belki de gerçekten içinde hisseden birkaç kişiden biriyim.
Bir yıl önce telefonum çaldı ve tanımadığım bir ses bir paket göndermek için adresimi istedi, Doğal olarak konuşmamız siz kimsiniz sorusunu beraberinde getirdi. Ayşe’ydi arayan Harpers Bazaar’da çıkan Laduree yazımla ilgili arıyordu ve yazımı çok sevdiği için bana Fransa’dan getirttiği makaronları göndermek istiyordu. Önce anlamadım; tamam kabul yazımın sonunu “Yakınlarda Paris’e giderseniz lütfen bana da bir kutu Ladure makaronlarından getirin. Eğer seçme hakkım varsa, tercihim bu kış için özel hazırlanan mango ve yaseminli olanlar” diyecek kadar şımarıkça bitirmiştim ama bu beklediğim birşey değildi. Gazeteci değildim beni hoş tutmasına gerek yoktu, üstelik öyle olsa bile insan “siz Laduree seviyormuşsunuz bir de bizimkileri deneyin” diyerek kendi kafesinde hazırladıklarını gönderirir öyle değil mi?
Teklifini reddettim, makaronları gelip almalı ve şahsen teşekkür etmeliydim. Ayşe ile tanışmamızın başlangıcı buydu; üstelik o zamanlar, üçüncü bebeği daha yeni doğmuştu, kafesini büyütmek için deliler gibi uğraşıyordu kısacası tanımadığı birine ayıracak saniyesi bile olmamalıydı. Üstelik Laduree makaronlarını bebeklerinin Fransa’ya giden bakıcısına sipariş edip getirtmişti. Evet yanılmadınız, yaseminli ve mangoluydu makaronlar. Hayatımda aldığım en güzel hediyeydi, makaronların tadı harikaydı o başka ama daha önemlisi dünyada hala tanımadığı kişileri mutlu etmek için uğraşan insanların varlığını bilmekti.
Ayşe’nin kısa zamanda gelmiş gibi gözüken başarısını arkasında ki sebep bu; insanları mutlu etmekten kendi mutluluğunu yaratıyor olması. Giyilmiş değil içten gelen bir stil onunki…
Peki siz en son hiç tanımadığınız halde kimi mutlu etmek için bu kadar uğraştınız?



11 Comments
December 15th, 2009 at 10:07 pm
Oyledir iste bu Ayse, hani klasik olacak ama derler ya, bu dünyada nesli tükenmiş bir nesil. Her daim özenli sadece giyimine değil, insanlığına insanlığa özenli. Bir o kadar ince ve zarif. Kısacık bir hayatın içine sevgi dolu bir evlilik, üç çocuk, başarılı işler ve herkesi mutlu etmeye adanmış dakikalar doldurmuş bir de üstüne üstlük her daim güzel ve bakımlı ..
Ne diyeyim Özlemcim,
Bence Ayse Kucuroglu’nun ta kendisi bu evrenin aldığı en güzel hediye..
December 15th, 2009 at 10:25 pm
Özlemciğim,
Yazılarını hep beğenirdim biliyosun:)) Bu yazında çook güzel. Keyifle talip edeceğim. Turuncu Karıncaları unutmak mümkünmü?
Sevgiler..
December 16th, 2009 at 11:51 am
özlem hanım;
bunca zamandır tanışıyor olmamıza ve öykü-şiir yazımıyla ilgilenmeme rağmen; sizin bu denli başarılı bir şekilde, okuyucuyu alıp götüren sıcacık hikayelerle dolu olduğunuzu; bunu da geçtim bunları kaleme alıp en azından beni mutlu edeceğinizi hiç düşünmemiştim… diğerlerini de sabırsızlıkla bekliyor olacağıma şüpheniz olmasın..
görüşmek üzere…
December 16th, 2009 at 2:54 pm
soguk kıs gunlerınde ıcımızı ısıtıan bir yazı…hem ayse hanımı bu ıncelıgınden hemde ozlemı bu hıkayeyı bızımle paylastıgından dolayı kutlarız…
December 16th, 2009 at 3:13 pm
ben bugüne kadar senin yazdıklarını takip etmemekle ne büyük bir ayıp ve kayıp etmişim…
ama ileriyi de görmüşüm senin Harper’s daki yayımlanan ilk yazın çıktığında o dergiye imza attırıp bu anı fotoğrafla da ölümsüzleştirerek…
Yine ellerine, kalemine sağlık Öz’lemcim…
December 17th, 2009 at 11:58 am
Yine her zamanki gibi zarif, kibar, sade ve duygusal bir yazi. Ozlemi Ayseyi tanimayanlara tanittigi icin, Ayseyi ise tanimazken tanir olup boyle insanlarin var oldugunu bize kanitladigi icin tebrik ederim.
Elif
December 17th, 2009 at 9:08 pm
Herkes o kadar güzel ve özel şeyler yazıyor ki şaşkınlık içindeyim ilk yazımda söylemiştim çaktırmasam da utangacımdır diye; cevap veremiyorum
Amerikalı yazar ve gazeteci Lois Wyse; “iyi arkadaş hayatla bir bağlantı, geçmişle bir bağ, gelecek için bir yol ve bu tamamen çıldırmış dünyada ruhunu korumanın tek yoludur” dermiş şükürler olsun ki benim çok var.
Hepinize çok ama çok teşekkürler…
December 19th, 2009 at 9:33 am
ozlemcim, senin guzel kalbin yaptigin islere de yansiyor her zaman. Ayse, esi ve cocuklari muhtesemler. basarili ve bir o kadar da mutevazi olmalari mukemmeligi beraberinde getiriyor. happily daha ufacikken ailemle kesfettik onlari , ayse annemi benden once tanidi diyebilirim:) yazinda cok iyi ifade etmissin. sizler gibi dostlarim oldugu icin mutluyum…
December 19th, 2009 at 11:39 am
Gerçekten de Ayşe’yi tanıdığım için ve onun ne kadar özel olduğunu arkadaşlarımla paylaşabildiğim için ben de çok mutluyum.
May 31st, 2010 at 12:35 am
[...] İşte şahane bir kadın Ayşe hakkında pek fazla bir şey yazmayacağım; merak edenler buradan okusun hakkındaki düşüncelerimi o ve makaronları Özlem On Style’ın ilk postunun konusu olacak kadar özel benim için. [...]
July 31st, 2010 at 12:09 pm
[...] Ladurée Eylül ayında Bebek’te açılıyor; anlayacağınız beni mutlu etmek için sevgili Ayşe Kucuroğlu’nun daha önce yaptığı gibi Paris’lere sipariş vermek zorunda değilsiniz. var addthis_pub = ''; var addthis_language = 'en';var addthis_options = [...]
Leave a Reply