Sunday, December 27th, 2009...12:39 pm
Audrey’in Torunları…
Yağan karlar, süslenen yılbaşı çamları, camdan bakan küçük çocuklar, smokinli erkekler, öpüşürken tek ayaklarını kaldıran genç kızlar ve rüyaların rengi mavi …
Klişeler her zaman kötü değildir, özellikle dönem yılbaşı ise, ekonomik kriz nedeniyle insanların geçmişe duyduğu özlem tavana vurduysa. Küçük bir filmle, klişeler keyifli bile olabilir; özellikle o film mücevher dünyasının bir numarası Tiffany’e ait ise.
Tasarımlarının güzelliği bir yana dört konuda Tiffany’e sonsuz bir saygı duyarım;
- Kurulduktan sadece birkaç yıl sonra kalplerin daha hızlı atmasına sebep olan mavi kutu geleneğini yaratıp 172 yıldır hiç vazgeçmediği için
- Ürün ve marka yerleştirme konusunda dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı projesi “Breakfast at Tiffany’s filmini 1961 yılında reklamcılık aleminde daha bu kavramlar yokken yarattığı için
- Her seferinde bir öncekinden daha da başarılı olan vitrinleri için
- Tek hamlede açılan beyaz kurdelesiyle; içinden ne çıkacak acaba stresini azalttığı için
Tiffany’nin reklam kadınları beyaz ırkın sarışın ve renkli gözlü en güzel temsilcileridir (bu videoda olduğu gibi son zamanlarda zencilerde reklamlarda yer alıyor ama… Filmi seyredin zenci aileyi görünce neden ama dediğimi anlayacaksınız başka bir dünyadan ışınlanmışlar sanki. Bu arada biz Türkiye’de zenci diyoruz, bu bir ayrımcılık değil diye biliyorum, umarım yanılmıyorumdur). Tiffany kadınları desen giymez, en sade renkleri tercih eder, mavi kan taşımasalar da her zaman asildirler, frapanlıkla alakaları yoktur. Her zaman zarafet sembolüdürler, baş döndürücü mavi kutuyu bile gördüklerinde bizler gibi (en azından benim gibi) çığlık atmaz, zıplamazlar, paketi yırtarcasına açmazlar. Ne yaparsınız bu biziz, onlar Audrey’in torunları…
I wish you “Blue Holidays”
PS: Tam bu postu yayınlarken gördüm net-a-porter’da gördüm; tüm zamanların en iyi 10 küçük siyah elbisesini seçmişler. Bu yazı ile ne alakası var derseniz izleyip bir numaraya kadar sabretmelisiniz.


2 Comments
December 27th, 2009 at 1:27 pm
Uyanınca böyle güzel ve sıcak yazılarla karşılaşmak harikulade bir duygu… Ben de size Blue Holidays diliyorum ancak başka bir noktaya değineyim ki içinizde bir şüphe varsa ortadan kalksın.
Amerika’da “negro” sözcüğü ırkçı bir söylem olarak yasaklandı, onun yerine “black” sözcüğü getirildi. ancak Türkiye’de böyle bir yasak söz konusu değil. Türk Dil Kurumu “zenci” sözcüğünün anlamını “siyahi ırktan olan kimse” olarak belirtirken; “siyahi” sözcüğünün anlamını da “zenci” olarak belirtiyor. Bu konuda rahat olabilirsiniz…
Tekrar teşekkürler…
December 27th, 2009 at 4:16 pm
İnsan hakları hukuku açısından zenci sözcünün kullanılması Türkiye’de de ırkçı bir kavram olarak kabul edilmektedir.Onun yerine siyahi sözcüğü kullanılmaktadır.Güzel yazılarını ilgiyle takip ediyorum.
Leave a Reply