Sunday, April 25th, 2010...5:10 pm

AYŞEGÜL MONACO’DA…

Jump to Comments
Google Buzz

Günlerden bir gün Ayşegül’ü sevgili arkadaşı Hülya Biren* Gül Balosu’na gitmek üzere Monaco’ya davet etmiş. Bir seyahat tutkunu olan Ayşegül; köpeği Fındık’ı arkadaşlarına bırakarak, hemen bavulunu toplayıp, soluğu havaalanında almış. Gezmiş, görmüş, eğlenmiş sonra da;  yolu bu zengin masalların yaşandığı şehirle kesişenler olabilir diye oturup yazmış.

Monaco ile Monte Carlo çok sık birbirine karıştırılsa da, Monaco dünyanın en küçük 2. ülkesinin adı, Monte Carlo ise onun bir semtiymiş.  

Hotel de Paris bu masal ülkesinin masal oteliymiş ve gerçek bir efsane olarak literatürde yerini almış. The Charles Garnier ve The Winston Churchill adında dillere destan olan iki Executive Suiti için; dünya milyarderlerinin sıra beklediği otelin; aynı zamanda dünyanın en önemli hotel ve restaurant mahzeni olarak kabul edilen ve en eskisi 1800’lere dayanan 600.000 şişeye ev sahipliği yapan Cave Centrale isimli mahzeni varmış.

Hotel de Paris’de yer alan;  dünyanın ilk 3 yıldızlı otel restaurantı olan Le Louis XV için Alain Ducasse;  “ eğer tek bir renk ise Akdeniz mavisi, tek tat ise zeytinyağı, tek kelimeyle ise herçek bir mutfak olarak tanımlayabilirim” dermiş.

Monte Carlo’da herkesin tek bir  buluşma noktası varmış;  Le Cafe de Paris’nin resmi içeceği ise Roze Şampanya imiş.

Ayşegül bir gece;  Monte Carlo’nun ünlü kumarhanelerinde kumar oynamış ama hiç eğlenceli bulmamış;  para harcamanın daha zevkli yöntemlerine zaten daha önceden biliyormuş.  Gene de bu  James Bond’vari kumarhanelerde hayatta bir kez de olsa, mutlaka oyun oynanması gerektiğine inanıyormuş.

Gerçek anlamda şehrin içinde gerçekleşen Monako Grand Prix’si dünyanın en zor ama en keyifli Grand Prix’si olarak kabul ediliyormuş. Bu yarış ile ilgili en güzel lafı Brezilyalı yarışçı Nelson Piquet’in söylemiş;  “Monako Grand Prix’sinde yarışmak oturma odanızda helikopterle uçmaya benziyor” demiş

Monte Carlo’nun muhteşem gece klübü Jimmy’z jet set arasında o kadar popülermiş ki;   dünyanın en iyi concierge şirketleri bile Jimmy’z de rezervasyon yaptırabildiklerini ballandıra ballandıra anlatırlarmış.

Ayşegül; eski zamanlara ait romantik bir aşk hikayesi yaşamak için, 1900’lerin başında Belle Epoque tarzının en güzel örneklerinden olan Hotel Hermitage’da kalınması gerektiğine karar vermiş.  Otelin tarihi bir eser olarak kabul edilen balo salonu The Salle Empire’ın 2005 yılında yapılan rönavasyonu sırasında tam 800.000 altın yaprak tavana monte edilmiş.

Hotel’de Paris’in roof’unda yer alan Le Grill sadece yemekleriyle değil, servisiyle de eşsiz bir deneyim sunmaktaymış. En katı rejimde bile olsanız; 1898’den beri servis edilen suflesini yemeden dönmek insanın  kendine yaptığı bir haksızlıkmış.

Ayşegül; Fransızların dünyanın oturma odası diye adlandırdıkları  Le Bar Américain’da caz dinlerken; bir tesadüf eseri Prens Albert ile yanyana masalarda oturmuş. Diğer yandaki masada kim varmış dersiniz? Prens Albert’ın korumaları…

 

Les Thermes  Marines muhtemelen dünyanın en güzel manzarılı SPA’sıymış.

Kayalıkların arasında konumlanan Monte Carlo Beach otelde; Coco Chanel ile başbaşa veren Elsa Maxwell kadınların bronzlaşınca daha güzel olduğu gerçeğini moda dünyasına kabul ettirince sadece   kış destinasyonu olarak kabul edilen Monte Carlo’nun kaderini değil belki de tüm turizm dünyasının geleceği değişmiş. 1930’ların efsanesi mutlaka görülmeliymiş.

Gül Balosu’nun Grace Kelly zamanları böyleymiş.

Gül Balo’suna katılan Prenses Caroline ve kızı Charlotte; Grace Kelly’nin güzellik ve asalet tacını aynı başarıyla taşıyorlarmış.

Gül Balosu’nun bu yılki teması ; SBM grubun gelecek yıl Marakeş’te açacağı rüya oteli Javhar’ın tanımı amacıyla Fas’mış. Ayşegül önümüzdeki yıl seyahat listesine Javhar’ı hemen not etmiş.

Ayşegül bu harika geziden mutluluk içinde evine döndüğünde; köpeği Fındık, kuyruğunu sallayarak kapıda keyifle onu bekliyormuş.

*Bu harika arkadaş Hülya kimmiş diye sorarsanız Monaco’nun tüm kumarhanelerini işleten, en harika otellerine, en güzel restorantlarına sahip olan SBM grubunun Türkiye temsilcisiymiş. Monte Carlo ile ilgili güzellikler yaşamak için mutlaka ona başvurulmalıymış.

Bookmark and Share

Leave a Reply