Wednesday, June 16th, 2010...6:41 pm
LONDRA POWERED BY ÖZLEM & DAMLA
Kendini yeniden bulmak için dünyaya gelen ruhlarsak eğer; seyahatler ruhumuzla buluşmak için attığımız adımlar gibi geliyor bana. Benimse ruhumla buluşmaya en yakın olduğum yer tartışmasız Londra, bu nedenle her gittiğimde şükrediyorum gene geldim diye. Amma abattın diyenlere cevabım ise kendinizi bu kadar iyi hiseetiğiniz bir yere henüz rastlamadığınız için üzgünüm.
Londra yazılarıma biraz ara vermek istiyordum ama iki yakın arkadaşım çocuklarının yaz okulu için Londra’ya gidince onlar için yazdıklarımı biraz süsledim ve post ettim. Söz veriyorum Londra hakkında uzun süre birşey yazmayacağım. Londra gezim Damla Kürklü ve Özlem Avcıoğlu tarafından desteklendiği için en yeni yerler gezildi tabii ki. Bu iki kadın tüm dünyayı (en azından benim gittiğim her yeri avuçlarının içi gibi biliyorlar), neredesin diyen mesajlarına cevap verdiğim an kendimi başka bir yere yönlendirilmiş buluyorum; hemde “bak şimdi oturduğun cafe’nin yan sokağından gir, karşındaki restaurantın sahipleri de aynı, dekorasyon güzel, iyi tipler gidiyor yemeğe, benim için rocking horse coctail iç orada ” kıvamında ki mesajlarla. İnanın yalanım yok…
Londra’nın son dönem en popüler mekanları Brick Lane ve Shoreditch bölgeleri. Bir Bangladeş imparatorluğunun hüküm sürdüğü Brick Lane’de upcoming sanatçılar ve her türlü kitch eşyayı bulmak mümkün. Pazar günleri kurulan pazarı çok meşhur olsada, kalabalıklarla başınız hoş değilse pek tavsiye etmem. Spitalfields market ise her gün kuruluyor ancak en keyifli günlerinden biri antika ve vintage pazarının kurulduğu Perşembeleri.
Shoreditch’de kalmak isterseniz size bir Sir’in otelini önereceğim; Habitat’ın kurucusu Sir Terence Conran’ın yanılmıyorsam ilk oteli olan Boundary sadece 12 odası ile hizmet veriyor, buna karşılık otelin 3 restauranı var; bu mevsim için roof restaurantı harika olmalı. Mümkün olan her noktada ekolojiye özen gösterilen otel 2009′un en iyi yeni oteli seçilmiş.
Boundary’e çok yakın yeme içme önerilerim ise Beach Blanket Babylon ya da kısa adıyla BBB. Her ne kadar müdavimleri buranın asla Nothing Hill’de ki ilk yer kadar popüler olmadığını söyleseler de; hem ortam hem yemekler hoş ama daha da iyi bir seçim isterseniz hemen yan komşusunu tercih edin yani Les Trois Garçons.
Bölgede tek geçilecek yer ise Lounge Lovers. Bir su aygırı kafası, anneannemim kristal avizeleri, boyumu aşan bir Çin işi vazo, pleksiden rengarenk abajurlar, saten perdeler, retro sehpalar, anatomi dersinde kullanılan insan vücudu atlasları nasıl bir arada kullanılır görmek istiyorsanız gitmeniz gereken yer burası. Muhteşem müzik de mekanın kreması.
Shoreditch House, Soho Group’un Tom Dixon tarafından dekore edilen “member only” klübü. Eğer Londra çevreniz iyiyse buraya girebilirsiniz, gerçi son zamanlarda halka inip klübün küçük de olsa bir bölümüne üye olmayanları da aldıklarını duydum. Bunlarla uğreşamam derseniz aynı gruba ait enfes bir pizzacı sizleri bekliyor. Pizza East…
İngilizlerin sevgilisi Jamie Oliver’ın bir vakfı varmış, bu kadar genç bir yaşta bu işlere kalkışabilmek harika. Fifteen’de bu vakfa ait bir restaurant ve sadece Londra’da değil Amsterdam, Melbourne ve Cornwall olmak üzere 4 şehirde mevcut. 18-24 yaş arasındaki aşçılık kursuna katılmış şimdi de stajların yapan gençler tarafından işletilen harika bir yer. Ne yazık ki gidemedim ancak Londra listeme kaydettim bile, size de öyle yapmanızı tavsiye ederim.
Bölgenin dışından son iki yemek önerimi de yapıp artık yemekten ve Londra’dan böğğğ gelmeden bırakıyorum.
İlki özellikle haftasonu kahvaltıları için en ideal mekanlardan biri ama günün her saati harika Ritz otelin hemen yanındaki The Wolseley; kızım gittiği her yerde onun Eggs Norwegian’ını (yani bizim bildiğimiz Eggs Benedict’in somonlu versiyonu) sayıklıyor. Mekan inanılmaz büyük olsa da rezervasyon günün her saati için şart.
Thai yemekleri seviyorsanız, sadece Londra’nın değil tüm İngiltere’nin en iyi Thai restaurantı olarak gösterilen Nahm aynı zamanda Avrupa’nın ilk Michelin yıldızlı Thai resturantı. Çok sade dekorasyonlu restaurant Halkin otelin içinde yer alıyor. Yemeklerinizi ısmarlarken konuya hakim değilseniz ve acıdan pek hoşlanmıyorsanız üstüne basa basa “mild” demeyi unutmayın yoksa hiç bir içecek derdinize derman olmuyor, benden söylemesi.
![ingiltere-london2[1]](http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/ingiltere-london21.jpg)
![p166565-London-Spitalfields[1]](http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/p166565-London-Spitalfields1.jpg)
![boundary_1519151c[1]](http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/boundary_1519151c1.jpg)
![3385[1]](http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/33851.jpg)
![restaurants.the-wolseley.entrance[1]](http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/restaurants.the-wolseley.entrance1.jpg)
![halkin_food01[1]](http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/halkin_food011.jpg)
2 Comments
June 16th, 2010 at 9:36 pm
Londra,da yasiyorum ve sizin kadar bilgiye sahip degilim:) cok ayiipppp coook.
Londra yi sizden dinlemeyi seviyorum. sonu gelmesin..
June 16th, 2010 at 11:50 pm
deryacım sen beni evinde konuk ettiğin sürece ben Londra’yı daha çok öğretirim sana Ross the Boss’a söyle bu son yazdığım yerler orada pek br şey yok dediği bölgeye ait…
Leave a Reply