Saturday, July 31st, 2010...11:54 am

KÜÇÜK BİR AŞK HİKAYESİ…

Jump to Comments
Google Buzz

Son Paris seyahatimin belki de en hoş tarafı otelimin köşesini dönünce Ladurée’ye ulaşmaktı.  Bu fırsatı kaçırmadım ve kaldığım bir haftayı Makaron Haftası ilan ettim, niye garipsediniz ki Moda Haftası oluyor da Makaron Haftası neden olmasın.

Her sabah kısa bir yürüyüşten sonra, ilk olarak  Saint Germain’de Ladurée’nin muhteşem vitrinini seyrediyorum. Bir arkadaşımın dediği gibi, Ladurée makaronlarından oluşan küçük kulenin vitrinde görünüğü an,  günün en mutlu anı… Gözlerime çektiğim bu ziyafetten sonra her içeri girdiğimde bir kez daha emin oluyorum; dünyada cennet varsa burası olmalı. Siparişim pek değişmiyor bazen çay bazen kakao ama mutlaka kıyafetime uygun renklerde makaron çeşitleri. Çikolatalı, güllü, karamelli, frambuazlı, portakallı, yeşil çaylı, kayısılı, zencefilli, kestaneli, amerettolu, pralinli yada limonlu.

Sabah ayinlerimden birinde yan masamda oturan yetmiş yaşını aşmış yakışıklı beyefendi ile sohbet ederken “Ladurée’nin makaronları sanki bir gözalıcı tabloya bakmak,  olağanüstü doğanın tadını çıkarmak yada sevişmek gibi;  ağzınıza attığınız andan itibaren tadına doyamayacağınız zincirleme reaksiyonunu tetikliyor” diye herşeyi çok şairane bir şekilde özetleyiverdi. Sohbetimizin sonlarına doğru yanına gelen otuzlu yaşlarının başında aristokrat görünüşlü kadınla öpüşürlerken, genç kadınların olgun erkeklerle sadece farklı amaçlarla birlikte olmadıkları konusunda artık emindim.

Ladurée’nin başarısının altında 1862’de başlayan bir aile hikayesi yatıyor. Paris’in pasta ve kafeler konusundaki başarısı, bir çay salonu ile birleşince Parizyen’lerin buluşma noktası olan Ladurée’nin  öyküsü yazılmaya başlanıyor.  Rüya makaronların ilk adımı ise ailenin uzaktan kuzeni Pierre Desfontaines tarafından 20. yüzyılın başında atılıyor. Badem, şeker ve yumurtanın muhteşem karışımından oluşan bu sandviç kurabiyenin formulü o günden bugüne hiç değişmiyor.  Bu küçük, yuvarlak, dışı kıtır,  içi yumuşacık lezzetler her sabah  Ladurée labaratuvarlarında yeniden yaratılıyor. İşin uzmanlarına bakılırsa makaronlar hazırlandıktan sonra mutlaka iki gün bekletilmeli ki doku ile lezzet arasındaki mükemmel ahenk yakalanabilsin. 

Her ne kadar son zamanlarda Vogue tarafından pastacılığın Picasso’su olarak adlandırılan Pierre Hermé yeni gözde ise de konu makarona geldiğinde Ladurée ile boy ölçüşemediği herkesin hemfikir olduğu bir gerçek. Söz yeni nesil Fransız pasta şeflerinden açılmışken Arnaud Larher ismini bir yere not edin, ismini yakında daha sık duyacağınıza bahse girerim.

Ladurée’nin sadece makaronları değil tüm pastaları da öylesine özel ki, Sofia Coppola’nın yönetmenliğini yaptığı Marie Antoinette’de Kirsten Dunst ile başrolü paylaşıyorlardı. İşin en güzel tarafı ise Laduree’den birşeyler yemek için kraliçe olmanız gerekmiyor. En beğendiğiniz Ladurée salonuna gidin, kimsenin sizi tabağınızdan uzaklaştıramayacağı kadar sessiz bir köşeye oturun, Fransızların kendini beğenmişliğini Ladurée nezaketiyle dengelemeyi başarmış garsonunuza incecik porselen fincanda gelecek çayınızı ısmarlayın ve uzun bir süre alacak sipariş seçiminiz için tatlı menüsünü isteyin.

En güzel şeyler küçük paketlerde gelir derler, kesinlikle hemfikirim.  Ladurée’nin küçük pastel renkli geometrik kutuları belki de dünyanın en güzel süprizini içinde taşıyorlar. Her sezon yenilenen pastel renklerde ki bu kutular en az makaronlar kadar meşhur, en az makaronlar kadar Fransız. Sanki Chantelle kutusu; tek farkı içinden danteller yerine makaronlar çıkıyor; olsun ikisi de yeterince baştan çıkarıcı.  Böylece makaronlarınız bittikten sonra bu kutular, mücevherlerinizi yada küçük sırlarınızı saklamak için dolabınızın en özel köşelerinde yerlerini alıyorlar. Ünlü tasarımcı Christian Lacroix ve renk cambazı Tricia Guild de Ladurée’nin büyüsüne kapılıp kutu tasarlamaya gönüllü olanlar.

Parisliler ne şanslı; bizim gibi her hediye için uzun uzun düşünmelerine gerek yok.  Baby Shower için hediye mi? Ladurée’nin makaronları. Doğumgünü hediyesi mi? Ladurée’nin makaronları. Akşam yemeği için teşekkür mü? Ladurée’nin makaronları. Sevgilinize kendini afettirmek için mi? Ladurée’nin makaronları. Gerçekten de Ladurée’nin makaronları Parizyenlerin sosyal hayatının devamında vazgeçilmez bir rol oynuyor.  Her ne kadar tarihi günahları olan kaçamaklardan ve alkolden uzaklaşmış olsalar da sosyal olarak uygun görülen tek tutkuları olan Ladurée’nin makaronlarına hayır diyemiyorlar. Sadece Paris’te bulunan dört Ladurée, günde onikibin yani yılda dört milyonun üzerinde makaron satıyormuş. 

Lütfen yakınlarda Paris’e giderseniz bana da bir kutu Ladurée’nin makaronlarından getirin. Eğer seçme hakkım varsa, tercihim bu sonbahar – kış için özel hazırlanan Mango ve Yasmin’li olanlar.

Not1: Bu yazı Harpers Bazaar dergisinde Şubat 2009^’da yayınlanmıştır.

Not 2: Yazının orjinaline dokunmadım ama ne mutlu ki Ladurée Eylül ayında Bebek’te açılıyor; anlayacağınız beni mutlu etmek isteyenler sevgili Ayşe Kucuroğlu’nun daha önce yaptığı gibi Paris’lere sipariş vermek zorunda değil.

Bookmark and Share

2 Comments

  • İpek Özşahin
    July 31st, 2010 at 5:50 pm

    Paris’e gitmişken,insan kardeşine de bir hediye getirir:)) Ehh artık hediye için Eylül ayını bekleyeceğiz….Resimler inanılmaz.Nasıl beklenir Eylül???? :( ( Gel Eylül gelllllllllll.

  • İpek Özşahin
    July 31st, 2010 at 5:50 pm

    Paris’e gitmişken,insan kardeşine de bir hediye getirir:)) Ehh artık hediye için Eylül ayını bekleyeceğiz….Resimler inanılmaz.Nasıl beklenir Eylül???? :( Gel Eylül gelllllllllll.

Leave a Reply