<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özlem on Style</title>
	<atom:link href="http://www.ozlemgusar.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ozlemgusar.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2010 19:13:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>KİM KİMİNLE NEREDE NE YAPIYOR AĞUSTOS&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/31/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-agustos/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/31/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-agustos/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 19:13:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gurme]]></category>
		<category><![CDATA[KAYRA VINTAGE]]></category>
		<category><![CDATA[Feride Tansuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Işın Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Tosun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1679</guid>
		<description><![CDATA[Ağustos sıcakları, İstanbul Fashion Week&#8217;in ateşiyle birleşince alev alev bir ay geçirdik şehirde. IFW&#8217;ın bir çok eksiğine rağmen  uluslararası basından çok daha önemli misafirleri vardı bu yıl.Fashion Week şerefine; Kim Kiminle Nerede Ne Yapıyor&#8217;un bu ay ki konukları direkt yada indirekt moda dünyası ile ilgili kişiler.  Kayra Vintage&#8217;ınızı yudumlarken moda dünyasına bir göz atmaya ne dersiniz.  




 
ZEYNEP [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F08%2F31%2Fkim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-agustos%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F08%2F31%2Fkim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-agustos%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/08/31/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-agustos/&title=KİM+KİMİNLE+NEREDE+NE+YAPIYOR+AĞUSTOS&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/cagliari41.jpg"></a>Ağustos sıcakları, İstanbul Fashion Week&#8217;in ateşiyle birleşince alev alev bir ay geçirdik şehirde. IFW&#8217;ın bir çok eksiğine rağmen  uluslararası basından çok daha önemli misafirleri vardı bu yıl.Fashion Week şerefine; Kim Kiminle Nerede Ne Yapıyor&#8217;un bu ay ki konukları direkt yada indirekt moda dünyası ile ilgili kişiler.  Kayra Vintage&#8217;ınızı yudumlarken moda dünyasına bir göz atmaya ne dersiniz.  </p>
<div id="attachment_1697" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/kayra_logo.jpg"></a></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter">
<dl id="attachment_1697" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px;">
<dt class="wp-caption-dt"></dt>
</dl>
</div>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/kayra_sarap.jpg"><img class="size-full wp-image-1697 dtse-img dtse-post-1679" title="kayra_sarap" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/kayra_sarap.jpg" alt="" width="300" height="400" /></a></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter">
<dl id="attachment_1697" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/kayra_logo.jpg"></a><p class="wp-caption-text">KAYRA VINTAGE</p></div>
</dt>
</dl>
</div>
<dl></dl>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ZEYNEP TOSUN</strong></p>
<p>Başarı basamaklarını jet hızıyla çıkmak önemli bir iştir, bir kişinin  bu başarıya imza atarken  sevimliliğini ve mütevaziliğini koruması ise başlıbaşına bir iştir.İşte Zeynep Tosun bunu başarıyor. <a href="http://fashion.elle.çom/blog/2010/08/kate-lanphears-top-three-istanbul-fashion-week-moments.html" target="_blank">Elle’in uluslar arası blogu Zeynep’in geçen hafta sunduğu defileyi İstanbul Fashion Week’in en başarılı koleksiyon olarak seçti</a>. Üstelik Elle bu konuda yalnız değil IFW&#8217;i seyreden tüm yabancı blogger ve moda yazarlarının başarısı konusunda hem fkir olduğu tek isimdi  Zeynep. Bilmeyenler için ufak bir hatırlatma yapmakta fayda görüyorum; Zeynep bu başarıyı solo değil karma bir defilenin içinde sunduğu kolleksiyonla kazandı. Zeynep&#8217;in <a href="http://www.stylebubble.co.uk/style_bubble/2010/08/undone.html" target="_blank">kolleksiyon detaylarını burada görebilirsiniz.</a>  Bu arada şarap yazısı için konuşurken, bana da söz verdi Vogue için hazırladığı tulumdan bana da dikecek anlayacağınız lucky me!</p>
<div id="attachment_1687" class="wp-caption aligncenter" style="width: 330px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/fft22_mf3051101.jpg"><img class="size-full wp-image-1687 dtse-img dtse-post-1679" title="fft22_mf305110[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/fft22_mf3051101.jpg" alt="" width="320" height="198" /></a><p class="wp-caption-text">Zeynep Tosun</p></div>En yakın arkadaşlarımdan biri Ozan’la içtik,Tatilden yeni dönmüştüm,15 gün şüren Meksika ve Loş Angeles tatilimi konuştuk,bol dedikodulu ve bol şaraplı uzunü bir gece oldu. Jetlag olduğumdan dolayı hiç uykum gelmediği için sabah 5’e kadar içerek keyif yaptık ve bir hayli sarhoş olduk, Gerçekten hem biz şaraba bayıldık,  hem de şarap bizi bayılttı sonunda şarhoşluktan:)</p>
<p>Benim evimde geçe bahçede çimlerin üstüne örtü serdik ve yastik attık ve uzanarak şarabımızı içtik. Şarap peynir keyfi yaptık; brie,roquefort,eski kaşar ve tulum peyniri ile</p>
<p>Los Angeles’dan DJ bir arkadaşımın yaptığı CD’yi dinleyerek,elektro pop ağarlılı bir CD. 70’lerden birçok şarkının olduğu bir CD ve vintage havasıda taşıyor; yani şarapla çok uyumlu oldu.</p>
<p>Bence güzel keyif içkilerinin bir sınırlaması yoktur; ne zaman gerçekten keyif yapmak işterseniz o zaman yaparsiniz. Ama benim bü şarabi içerken kafamda çanlanan daha çok yeni bir  sevgili adayıyla yediğiniz ilk romantik yemekti.Çok şeker küçük bir reştaurantda rahat bohem ve romantik bir elbişeyle (ten rengi ve şifon ağarlıklı olabilir) içtikçe açıldığınız ve birbirinizi tanmaya başladığınız heyecanlı bir akşam yemeği&#8230; </p>
<p><strong>FERİDE TANSUĞ</strong></p>
<p><div id="attachment_1688" class="wp-caption aligncenter" style="width: 630px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/timthumb1.jpg"><img class="size-full wp-image-1688 dtse-img dtse-post-1679" title="timthumb[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/timthumb1.jpg" alt="" width="620" height="415" /></a><p class="wp-caption-text">FERİDE TANSUĞ</p></div>Feride’yi  kendini “röportaj with cool people” olarak tanımlayan internet sitesi <a href="http://www.okimki.com/feride-tansug/" target="_blank">okimki.com  öyle güzel tanıtmış </a>ki başka söze pek gerek yok.</p>
<p><strong>Kim?</strong> Feride Tansuğ</p>
<p><strong>Ne?</strong> Moda tasarımcı menajeri.</p>
<p><strong>Ne yapar?</strong> Moda sektöründe Sherlock Holmes’culuk yapar.</p>
<p><strong>Nerede?</strong> Dünyanın dört bir yanında.</p>
<p><strong>Nasıl?</strong> Gezerek, dokunarak ve hissederek.</p>
<p><strong>L’appart nedir?</strong></p>
<p>Ekip çalışmasından hoşlanan, yaptığı işi tutkuyla ve severek yapan işine çok düşkün bir gruptur</p>
<p>Güzeli, farklıyı ve eşsizi paylaşmayı çok seviyorum&#8230;</p>
<p>Şarapla beni ilk  Fransaya eğitim için gönderdiği yıllarda yani lise birinci sınıfta tanıştırdı.</p>
<p>O zamanlar Alsace bölgesinde okuyordum ve bölgenin tüm üzüm bağlarını gezip farklılıklarını öğrenmeye başladım.</p>
<p>Öğrendikce konunun derinliğinin farkına vardım ve tabii zaman içinde iyi bir şarap sever oldum diyebilirim&#8230;</p>
<p>Bu zevki ve keyif almayı annemle yaşamak bana daha farklı bir haz veriyor.</p>
<p>O yüzden senden Şarap ve keyif  diye bir telefon alınca  hemen aklıma annem geldi.</p>
<p>KAYRA Vintage şişesini alır almaz hemen annemle bir buluşma planı yaptık ve hayallerimizi paylaşıyoruz&#8230;.</p>
<p>Kadehlerimizi yudumlarken&#8230;.</p>
<p>kesinlikle keyif yapmayı ve şarabı seven dostlarımız eşliğinde açıyoruz şarabımızı&#8230;</p>
<p>İtalya’nın Sardunya bölgesinde Cagliari’de Guispunni kasabasındayiz, gün batımına doğru, Verdi’nin NABUCO’sunu dinliyoruz</p>
<p><div id="attachment_1691" class="wp-caption aligncenter" style="width: 944px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/cagliari411.jpg"><img class="size-full wp-image-1691 dtse-img dtse-post-1679" title="cagliari41" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/cagliari411.jpg" alt="" width="934" height="592" /></a><p class="wp-caption-text">Sardunya Cagliari</p></div>
<p>Dekor sade ama eşsiz aynı şarabın ağzımızda bıraktığı his gibi</p>
<p>Heyecanlanıyoruz, mutluyuz çünkü beş duyumuzda aynı anda muhteşem kuvvetli hisler içinde&#8230;.</p>
<p>Tabii bu keyifli deneyimimiz üzerine Annemi Sardunya ya götürmem kaçınılmaz oldu</p>
<p><strong>IŞIN TURAN</strong></p>
<p>İsmi belki size ilk anda tanıdık gelmeyebilir ama o Türkiye&#8217;yi &#8220;Kristalin büyüsü&#8221; ile tanıştıran kadın.Çocukluğunda anne babasının seyahat dnüünde ona hediye getirdiği küçük Swarovski biblolarla ile başlayan tutkusu sonucu Türkiye&#8217;nin birçok anlı şanlı şirketini geride bırakarak Swarovki&#8217;yi Türkiye&#8217;ye getirmeyi başardı. Çocukluk aşkını başarılı bir işe çevirmekte öylesine başarılı ki Avrupa&#8217;dan onu tebrik etmek üzere gelen Swarovski yöneticleri olduğunu biliyorum. Bu arada konuşurken öğrendim ki <a href="http://www.kristaldunyasi.com/main.asp" target="_blank">artık yerinizden kalkmadan Kristal Dünyası sitesinden beğendiğiniz tasarımları sipariş verebiliyorsunuz.</a> Siteye girerseniz kristal cennete göz atmayı unutmayın derim ben&#8230;</p>
<div id="attachment_1692" class="wp-caption aligncenter" style="width: 810px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/isin-resim1.jpg"><img class="size-full wp-image-1692 dtse-img dtse-post-1679" title="isin resim1" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/isin-resim1.jpg" alt="" width="800" height="600" /></a><p class="wp-caption-text">Işın Turan</p></div>
<p>Size önce gerçek ‘’Kayra Vintage’’ tadım deneyimimi ve ardından bu mükemmel tadın etkisiyle daldığım hayal dünyasını tarif etmeye çalışacağım…</p>
<p>Kendilerini şarabın uzmanı ilan etmiş İtalya’dan bir grup arkadaşımla, upuzun bir masada, penne arrabiata eşliğinde, fonda Fred Bongusto’dan ‘La Vie en rose’  çalarken Swarovski kadehlerimizde Kayra Vintage’ı yudumladık. İlk defa kendi ülkeleri dışında böylesine güzel bir şarap içtiklerini itiraf ettiler. Kalabalık bir masada saatler süren sohbetimize Kayra şarabımız neşe ve renk kattı. Ardından son kadehimi yudumlarken aşağıdaki hayallere daldım…</p>
<p>1900’lü yılların başlarındayız&#8230; Avusturya’nın Wattens Kasabası’nda eski çağlardan kalma bir şatonun içerisinde, Swarovski’nin kurucusu Daniel Swarovski ve Swarovski ailesinin tüm fertleri ile beraber üzeri kristal şamdanlarla dolu , mumların aydınlattığı upuzun bir masadayız.  Swarovski taşlı kadehlerimizde Kayra Vintage şarabımızı yudumluyoruz… Şarabımızın yanında Pierre Marcolini çikolatalarımızı tadıyoruz.</p>
<p>Yüksek tavandan sarkan kristal avizeler, mumların yansıttığı loş ışıklarla, görkemli şatonun duvarlarına gökkuşağı renklerini yansıtıyor… Fonda Adriano Celentano’dan ‘’Soli’’ çalıyor. Dışarıda lapa lapa kar yağarken, kristalize şatonun içerisinde Daniel Swarovski’den, 1895 yılında kristale mükemmel parlaklığı kazandıran kristal kesme makinesini nasıl icat ettiğini ve bu pırıltılı kristallerin hikayesini dinliyorum… </p>
<div id="attachment_1693" class="wp-caption aligncenter" style="width: 610px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/kayra-vintage-2.jpg"><img class="size-full wp-image-1693 dtse-img dtse-post-1679" title="kayra vintage 2" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/kayra-vintage-2.jpg" alt="" width="600" height="800" /></a><p class="wp-caption-text">Swarovski ve Kayra Vintage</p></div>
<p>Üzerimde Özlem Süer tasarımı krem rengi, korsajlı, eski çağı anımsatan, tülleri uçuşan upuzun bir elbise var. Boynumda pırıltılı Swarovski bir gerdanlık ve elimde Daniel Swarovski özel tasarımı büyük bir yüzük.  </p>
<p>Kalabalık masa etrafında Swarovski ailesi fertleri ile sohbet sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyor Kayra’nın mükemmel tadı eşliğinde…</p>
<p><strong><a href="http://www.kayrasaraplari.com/kayra%20kurumsal%20-%20cabernet%20sauvignon%20merlot%20with%20a%20touch%20of%20boğazkere,%202007.aspx" target="_blank">KAYRA VINTAGE CABARNET SAUVIGNON -MERLOT</a></strong></p>
<p>Yoğunluk , Vintage serisinin bu şarabının en öne çıkan özelliğidir. 2006 kışının kuru soğuğu , 2007 eylül ve ağustos aylarının sıcağı Sabernet Sauvignon ve Merlot’u en üst seviyede olgunlaştırmıştır.Her şişede bu olgunluğun sonuçları hissedilmektedir.</p>
<p>Cabernet Sauvignon’un yeşil biber ve Merlot’nun kurutulmuş baharatlı yapısı Boğazkere’nin güçlü tanenli ve lezzetli böğürtlen tadıyla birbirlerini etkilemekte ve benzersiz bir kupaj oluşturmaktadır.</p>
<p>Boğazkere dokunuşlarıyla hayat bulan bu Cabernet Sauvignon – Merlot şarabını keyifle yudumlamanız için</p>
<p><span><span id="_marker"> </span></span></p>
<p><span> </span></p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1679_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/08/31/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-agustos/';
			dtsv.dtse_post_1679_title = 'KİM KİMİNLE NEREDE NE YAPIYOR AĞUSTOS…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/31/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-agustos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TERIMA KASİH* BALİ</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/29/terima-kasih-bali/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/29/terima-kasih-bali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:52:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Lüks]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Adrian Zecha]]></category>
		<category><![CDATA[Aman]]></category>
		<category><![CDATA[Amandari]]></category>
		<category><![CDATA[Amankila]]></category>
		<category><![CDATA[Amanusa]]></category>
		<category><![CDATA[Bali]]></category>
		<category><![CDATA[Eat pray love;]]></category>
		<category><![CDATA[Indochine]]></category>
		<category><![CDATA[Taschen]]></category>
		<category><![CDATA[Ubud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1648</guid>
		<description><![CDATA[

Bali ile ilgili tutkum yıllar önce Taschen yayınevi tarafından çıkarılan “Living in Bali” kitabında gördüğüm bir resimle başladı. Tropik bir ormanı ikiye bölerek akan nehrin üzerine kurulmuş  köprü -ev karışımı bir mekanı gösteren iki tam sayfalık bir resim&#8230;
Birkaç sene önce çıkan kitabından esinlenerek Ağustos ortası vizyona giren “Eat  pray love” filmini seyreden kadınlar;  aşkı bulmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F08%2F29%2Fterima-kasih-bali%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F08%2F29%2Fterima-kasih-bali%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/08/29/terima-kasih-bali/&title=TERIMA+KASİH*+BALİ&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><div class="mceTemp mceIEcenter">
<div id="attachment_1668" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Dari-Pool-_-Music-Pavilion-2.jpg"><img class="size-full wp-image-1668 dtse-img dtse-post-1648" title="Dari Pool _ Music Pavilion 2" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Dari-Pool-_-Music-Pavilion-2.jpg" alt="" width="480" height="294" /></a><p class="wp-caption-text">Bali Amandari</p></div>
</div>
<p>Bali ile ilgili tutkum yıllar önce Taschen yayınevi tarafından çıkarılan “Living in Bali” kitabında gördüğüm bir resimle başladı. Tropik bir ormanı ikiye bölerek akan nehrin üzerine kurulmuş  köprü -ev karışımı bir mekanı gösteren iki tam sayfalık bir resim&#8230;</p>
<p>Birkaç sene önce çıkan kitabından esinlenerek Ağustos ortası vizyona giren “Eat  pray love” filmini seyreden kadınlar;  aşkı bulmak için, Julia Robets gibi buraları istila etmeden, Bali’yi görme  hayalimi gerçekleştirmek istedim.</p>
<div id="attachment_1669" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_04771.jpg"><img class="size-full wp-image-1669 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0477" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_04771.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali Amanusa Hint Okyanusu sahili</p></div>
<p>Hindistan’ın ilk başkanı Nehru’nun  söylediği “dünyanın sabahı” Bali’yi anlatan en güzel benzetmelerden biri. Bali gerçekten  bir sabah kadar tazeleyici, aydınlatıcı ve serinletici. Bali ;  “Tanrıların adası” yada  “son cennet” gibi bir isimle anılsa da  benim için geçerli olan deyim şu oldu. “Bali’ye bir kez gidince, bir daha  asla aynı kişi olamayacaksınız’. Gerçekten de Avusturalyalı genç turistler için sabahlara kadar süren gece hayatı, zengin Amerikalılar için limuzinlerle alındıkları havalimanlarından geldikleri özel villarında yaşadıkları ekvotoral bir macera yada Japonlar için gerçek hayatın içine kurulmuş bir fotoğraf stüdyosu özelliği taşısa da; ben Bali’de İstanbul’un hektik şehir hayatının içinde gözlerimin körleşmiş ve kulaklarımın sağırlaşmış olduğunun farkına vardım. Sadece ekvatoral kuşların sesleri ve  çiçeklerin renkleri değil, en önemlisi insanların yüzlerinde ki bulaşıcı tebessüm de ne kadar aksini iddia etsek de sıkıştırılmış duvarlar arasında yaşadığımız gerçeğini hatırladım ve acilen kendime geldim.</p>
<div id="attachment_1661" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0699.jpg"><img class="size-full wp-image-1661 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0699" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0699.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali&#39;de pirinç tarlalarında çalışan köylü adam</p></div>
<p>Tatil seçimimiz Bali kadar özel bir destinasyon olunca, otel seçimimizin de aynı derece de farklı ve daha önce denenmemiş olması gerektiğinden tercihimizi çok duyduğumuz ama hiç gitmediğimiz Aman’lardan yana kullandık. Hani tutkunlarının kendisine Amanjunkies adını verdikleri ve her açılan yeni oteline gittikleri <a href="http://www.amanresorts.com/" target="_blank">Aman grubunun otellerini.</a></p>
<div id="attachment_1670" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0629.jpg"><img class="size-full wp-image-1670 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0629" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0629.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali Amankila Havuz</p></div>
<p> Toplam on günlük tatilde Bali’nin üç farklı noktasında bulunan ve  adayı değişik yönleriyle tanıma olanağı veren üç Aman’ın olması da bu seçimde önemli bir faktördü.  Adi Sanskritçe’de huzur anlamına gelen Aman’ların hikayesi, işadamı Adrian Zecha’nın Phuket’de ailesi için yazlık bir ev araken bir hindistancevizi korusu bulmasıyla başlıyor. Dünyada 15 ülkede 22 oteli bulunan Aman otellerinin herbirinde en fazla 40 oda bulunuyor ve asıl  amaç; misafirlerde, sevdikleri bir arkadaşlarının evinde kalıyorlarmış hissini yaratmak. İtiraf etmeliyim ki bu arkadaş oldukça zengin ve harika bir ev sahibi; hepimiz için böyle arkadaşlardan bol bol diliyorum. </p>
<div id="attachment_1671" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0634.jpg"><img class="size-full wp-image-1671 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0634" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0634.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali Amankila havuz ve deniz</p></div>
<p>Tatil planları yaparken kızım Başak’a “annenleri biraz yalnız bırak, kafa dinlesinler bu tatilde sen benimle kal” diyen anneme cevabı “hayatta olmaz, sen otellerin resimlerini görmedin ve asla sana göstermeyeceğim yoksa seni de götürmek zorunda kalırız” oluyor.</p>
<p>Aktarmalarla yaklaşık 20 saatlik uçak yolculuğundan en çok aklımda kalan ise;  birçok kişinin aksine, hostesinden, rötarlarına kadar pek çok konuda eleştirdiğim Türk Havayollarının business class’ının uzun uçuşlarında olağanüstü başarılı olduğunun ve aldığı parayı fazlasıyla hakkettiğinin bir kez daha farkına varmam oluyor.</p>
<p>Böylesine uzun bir yolculuğu üstelik ağır bir grip ve ayağı bandajlı bir eşle geçirdikten sonra insanın başına gelebilecek en güzel şey sanırım <a href="http://www.amanresorts.com/amandari/home.aspx" target="_blank">Amandari’de, tropik bir ormanın içinde uyanmak</a>. İnsan geceyarısı daracık bir patikadan geçip girdiği odada; kendini tüm renklerin en güzellerinin birbirinin içine geçtiği bir ormanda uyanınca bunun gerçek olduğunu anlaması oldukça uzun sürüyor.</p>
<div id="attachment_1673" class="wp-caption aligncenter" style="width: 329px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0659.jpg"><img class="size-full wp-image-1673 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0659" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0659.jpg" alt="" width="319" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Ekvatoral Çiçekler</p></div>
<p>Zaten Bali’yi enteresan kılan şeylerden biri de bu. Yollardan baktığınızda Bali Bali dedikleri bu mu diye düşünüyorsunuz; oldukça bakımsız ve hatta sevimsiz girişler. Bali’de tüm evlerin, tapınakların, resturantların ve otellerin kapıları kötü ruhların içeri girmesini önlemek için daracık. Bu nedenle dışarıdan hiç birşey anlaşılamayan mekanlar içine girildiğinde nilüfer havuzları, küçüklü büyüklü  tapınakları, pirinç tarlaları, altında tüm gün oturacağınız Bale’leri ile cennetin dünyadaki minyatür versiyonu gibiler.</p>
<p>Adanın kültür ve sanat merkezi olan Ubud; Bali’yi hissetmek isteyenler için  görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.   Gerçek bir Bali köyünün içine kurulan Amandari nehrin yamacında pirinç tarlalarının ortasında yer alıyor ve yerli halk her sabah otelin içindeki patikadan geçerek tarlalarına gidiyor.</p>
<div id="attachment_1652" class="wp-caption aligncenter" style="width: 329px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0693.jpg"><img class="size-full wp-image-1652 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0693" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0693.jpg" alt="" width="319" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Amandari&#39;de Bali&#39;li köylü kadın</p></div>
<p>Amanlarda bilgilendirici oklar olmadığı için otel nerede başlıyor, köy nerede bitiyor belli değil. Bali’de ortam öylesine güzel ki; Indochine filmindeki gibi muson yağmurlarından bunalmak, dönen pervanenin sesiyle uykuya dalmak, uçuşan beyaz cibinliklerin içinde koloniyel düşler kurmak isteği veriyor insanda.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Nusa-Suite-Bedroom-5.tif"><img class="aligncenter size-full wp-image-1665 dtse-img dtse-post-1648" title="Nusa Suite-Bedroom 5" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Nusa-Suite-Bedroom-5.tif" alt="" width="480" height="356" /></a></p>
<p>Ubud’u keşfetmek için uzun ve keyifli yürüyüşler yapmak ve daha da önemlisi dış görünüşe aldırmadan her kapıdan içeri girmek gerekiyor. Bali içindeki güzelliği meraklı ve hoyrat gözlerden özenle saklamaya çalışıyor. Hazır Ubud’dayken tahta oymacıların köyü olan Mas’da Nyana Tilem Gallery’i ziyaret etmek, antikacıları dolaşmak, hayalini kurduğunuz bahçe mobilyalarını sipariş vermek , Batu Bulan’da bulunan taş oymacılarından evlerin koruyucusu “Tanrı Barong almak için zaman ayırmak oldukça akıllıca. Ne yazık ki son yıllarda otantik olduğunu iddia ederek Uzakdoğu’nun kaliteden ve elişçiliğinden nasibini almamış  çöp mallarıyle mağazalarını dolduran markalar,  Bali’de alışverişin keyfini kaçırsa da biraz araştırma ile doğru yerleri bulmak mümkün. </p>
<div id="attachment_1653" class="wp-caption aligncenter" style="width: 329px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0799.jpg"><img class="size-full wp-image-1653 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0799" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0799.jpg" alt="" width="319" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Bali&#39;li Dansçı Kızlar</p></div>
<p>Dans, dans, dans… Bu coğrafyada, ne doğumlar ne ölümler, ne evlilikler ne de dini ayinler müzik ve dans olmadan gerçekleşmiyor. Her el hareketinin yada her göz süzüşün farklı anlamı olan bu dansların her biri efsanelere dayanan hikayeleri anlatıyor. Anlayacağınız dans gösterisinden önce dersinizi çalışmalısınız yada şanslıysanız size anlatacak birini bulmalısınız. </p>
<div id="attachment_1660" class="wp-caption aligncenter" style="width: 329px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0815.jpg"><img class="size-full wp-image-1660  dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0815" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0815.jpg" alt="" width="319" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Bali tapınak seremonisine giden kadınlar</p></div>
<p>Gerçek Bali’yi anlamak için ise turizm konusunda güneyin gerisinde kalan kuzeye çıkmak, volkan kraterlerini gezmek, pirinç tarlalarında uzun yürüyüşler yapmak ve eğer becerebiliyorsanız geleneksel bir ailenin evine konuk olmak gerekiyor. Karşınıza çıkan her Bali’linin yaşadığı zor şartlara rağmen her gün şükretmesi,  içten gülümsemesi ve karşısındaki insanı mutlu etmeyi bir yaşam tarzı olarak benimsemesi; biz Batılıların neden mutsuzluk batağında çırpındığımızı daha iyi anlamama yol açıyor.</p>
<div id="attachment_1654" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0716.jpg"><img class="size-full wp-image-1654 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0716" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0716.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali pirinç terasları</p></div>
<p>Bali’nin en güzel otellerinin yer aldığı Nasa Dua’da bulunan <a href="http://www.amanresorts.com/amanusa/home.aspx" target="_blank">Amanusa’da</a> kaçırılmaması gereken en güzel deneyim Hint Okyanusunun kıyısında gerçekleşen gündoğumu kahvaltısı. Gelgitin  etkisi ile çekilen denizde balık avlayan yaşlı adamları seyrederken; pembeden turuncuya kadar kırmızının ve morun her rengini barındıran gökyüzü fotoğrafa meraklı herkesin rüyalarının süsleyecek kadar güzel.</p>
<div id="attachment_1655" class="wp-caption aligncenter" style="width: 329px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0652.jpg"><img class="size-full wp-image-1655 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0652" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0652.jpg" alt="" width="319" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Bali&#39;de gelgit ve balıkçılar</p></div>
<p>Bali’de kaçırılmayacak deneyimlerden biri de şüphesiz masaj başta olmak üzere tüm Spa alternatfileri. </p>
<div id="attachment_1659" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0521.jpg"><img class="size-full wp-image-1659 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0521" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0521.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Amanusa&#39;da masaj keyfi</p></div>
<p><a href="http://www.amanresorts.com/amankila/home.aspx" target="_blank">Amankila’da</a> neredeyse tüm öğleden sonramı kaplayan ve tepeden tırnağa bir bakım ritüeli olan “Cita Ening” bittiğinde  bakım sadece bedenime değil ruhuma da yapılmış gibi hissediyorum. Nasa Dua’dayken görülmesi gereken çok özel iki  şey daha var.</p>
<div id="attachment_1656" class="wp-caption aligncenter" style="width: 329px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0573.jpg"><img class="size-full wp-image-1656 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0573" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0573.jpg" alt="" width="319" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Bali Uluwatu Tapınağı</p></div>
<p>İlki okyanusun üzerinde yükselen bir yarın en tepesinde yer alan Uluwatu Tapınağını gezdikten sonra Bulgari’nin dünyada bulunan iki otelinden biri olan Bali Bulgari’de bir akşam yemeği yemek. Diğeri ise genellikle Asya’da otelleri bulunan Alila Uluwatu’nun muhteşem mimarisi içine oturtulmuş kabanalardan birinde içkinizi yudumlayıp güneş batışını seyretmek.</p>
<div id="attachment_1657" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0677.jpg"><img class="size-full wp-image-1657 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0677" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0677.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali Alila Uluwatu Resort</p></div>
<p>Belki de Bali hakkında söylenebilecek en önemli şeylerden birini unuttum; aradığınız sadece deniz eksenli bir tatil, ise farklı bir seçim yapmalısınız. Her ne kadar bir adadan bahsediyorsak da genel olarak aşırı dalgalı deniz ilk başta eğlenceli olsa bile sonrasında pek keyif vermiyor. </p>
<div id="attachment_1666" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0477.jpg"><img class="size-full wp-image-1666 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0477" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0477.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali Amanusa Sahil</p></div>
<p> Bali için hemen her konuda  seçenekler cenneti demek yerinde olur. Gecesi 1000 dolardan başlayan; havuzlu, 24 saat butler hizmeti veren çok özel villalar olduğu gibi;  bir haftalık tatilinizi herşeyiyle  aynı rakama çıkarabilmeniz de mümkün. Seçeneklerden bahsederken yemekleri unutmamak gerek. Uzakdoğu mutfağını seviyorsanız Bali; bol baharatlı ve  pilavla yenen yemekleri, bizim kebaplarımızın aynısı olan ve fıstık ezmesi ile sunulan “satayları” ile gerçekten muhteşem lezzetler sunuyor, tropik meyveler ise harika, tabii neresini yemeniz gerektiğini tam olarak anlamayı başardıktan sonra.</p>
<div id="attachment_1674" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0583.jpg"><img class="size-full wp-image-1674 dtse-img dtse-post-1648" title="DSC_0583" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC_0583.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a><p class="wp-caption-text">Bali&#39;de güneş batımı</p></div>
<p>Bali’ye gitme amacınız gece hayatı ise ne yazık ki yanlış yazıyı okuduğunuzu belirtmem gerekiyor. Bali’de gece hayatının hüküm sürdüğü Kuta ve Seminyak’ın isimlerini sadece yol tabelalarında görmüş biri olarak yourm yapmam pek mümkün değil ama ucuz eğlence arayan Avusturalyalı ve Avrupalı turistlere ev sahipliği yaptığını biliyorum.</p>
<p>Son söz olarak şunu söylemek istiyorum.  Eğer kendinizi geçmişten gelen koloniyel bir filmde hissetmek istiyorsanız Bali’ye gitmelisiniz, eğer arzunuz o filmin divası olmaksa kesinlikle Aman’larda kalmalısınız.</p>
<p>* Teşekkürler</p>
<p>Not: Bu yazı Eylül Harpers Bazaar&#8217;ında yayınlanmıştır</p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1648_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/08/29/terima-kasih-bali/';
			dtsv.dtse_post_1648_title = 'TERIMA KASİH* BALİ';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/29/terima-kasih-bali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KAMERANIN ÖNÜNDE&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/10/kameranin-onunde/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/10/kameranin-onunde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 15:57:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[A Photographer's Life 1990-2005]]></category>
		<category><![CDATA[Annie Leibovitz]]></category>
		<category><![CDATA[National Portrait Gallery]]></category>
		<category><![CDATA[New York Brooklyn Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Queengate]]></category>
		<category><![CDATA[Susan Sontag]]></category>
		<category><![CDATA[Vanity Fair]]></category>
		<category><![CDATA[Yoko Onno]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1626</guid>
		<description><![CDATA[Havalar bu kadar sıcak olunca sadece soğuk ülkelerin haberlerini okumak geliyor insanın içinden. Çevremdeki insanlar  İskandinavya&#8217;ya yerleşme düşleri kurunca İsveç&#8217;ten gelen bir haber bana eski bir yazımı hatırlattı. Annie Leibovitz&#8217;in “ A Photographer&#8217;s Life, 1990-2005”  sergisi 12 Eylül&#8217;e kadar Stcockholm&#8217;de görülebiliyor. Eğer İstanbul&#8217;un hava ve rutubetinden vazgeçmem, Stockholm&#8217;de ne işim var diyorsanız buradan  Vanity Fair [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F08%2F10%2Fkameranin-onunde%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F08%2F10%2Fkameranin-onunde%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/08/10/kameranin-onunde/&title=KAMERANIN+ÖNÜNDE&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><div id="attachment_1631" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Nicole-Kidman.jpg"><img class="size-full wp-image-1631 dtse-img dtse-post-1626" title="Nicole Kidman" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Nicole-Kidman.jpg" alt="" width="480" height="327" /></a><p class="wp-caption-text">Nicole Kidman</p></div>
<p>Havalar bu kadar sıcak olunca sadece soğuk ülkelerin haberlerini okumak geliyor insanın içinden. Çevremdeki insanlar  İskandinavya&#8217;ya yerleşme düşleri kurunca İsveç&#8217;ten gelen bir haber bana eski bir yazımı hatırlattı. Annie Leibovitz&#8217;in “ <em>A Photographer&#8217;s Life, 1990-2005</em>”  sergisi 12 Eylül&#8217;e kadar Stcockholm&#8217;de görülebiliyor. Eğer İstanbul&#8217;un hava ve rutubetinden vazgeçmem, Stockholm&#8217;de ne işim var diyorsanız b<a href="http://www.vanityfair.com/contributors/annie-leibovitz?rows=10&amp;query=contributorname_keyword%3Aannie-leibovitz&amp;sort=publishdate+desc&amp;page=1" target="_blank">uradan  Vanity Fair içn hazırladığı bazı çalışmaları görmek mümkün. </a>İçine düştüğü $24 milyon olduğu söylenen borç batağı, gerçekleri değiştirmiyor; o kesinlikle çağımızın en iyi fotoğrafçılarından biri.</p>
<p>İster sinema yıldızı olsun ister ünlü bir sporcu, ister mavi kan taşısın ister demokratik bir şekilde seçilmiş bir lider, aklınıza gelen ünlülerden birkaçını saymaya başladığınızda birçoğunun portresi mutlaka Annie Leibovitz tarafından çekilmiştir. Sanki yaşadığımız yüzyılda fotoğrafçılar arasında en çok ünlü ismin fotoğrafını kim çekecek diye bir yarışma var ve Annie’nin tek amacı bu yarışmanın tartışılmaz galibi olmak.</p>
<div id="attachment_1632" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Annie-Leibowitz.jpg"><img class="size-full wp-image-1632 dtse-img dtse-post-1626" title="Annie Leibovitz" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Annie-Leibowitz.jpg" alt="" width="480" height="325" /></a><p class="wp-caption-text">Annie Leibovitz</p></div>
<p>Aslına bakarsanız bu yazıyı yazmak için çok uğraşmaya gerek yoktu.  Kraliçe Elizabeth, Demi Moore, Muhammed Ali,  Barack Obama, John Lennon- Yoko Ono, George Clooney, David Beckham, , Lance Amstrong, Michael Jordan Mick Jagger, Merly Streep,   Gerard Depardieu, Tom Cruise, Sean Connery, Barbara Streisand, Clint Eastwood, Jude Law, Bob Marley, Ray Charles, Nelson Mandela, Hillary Clinton, George ve Laura Bush, Leonardo di Caprio, Catherine Denevue ve benzeri  bütün isimleri alt alta yazıp bu kişilerin en güzel, en farklı, en çarpıcı ve en kendileri oldukları fotoğraflar Annie Leibovitz tarafından çekildi demek tüm konunun en güzel özeti olurdu. Ancak sözkonusu olan &#8220;fotoğrafladığı kişiler kadar ünlü bir sanatçı&#8221; olarak tanımlanan Amerikalı fotoğrafçı Annie Leibovitz’in;  National Portrait Gallery’de açılan sergisi “ <em>A Photographer&#8217;s Life, 1990-2005</em>” olunca sadece isimleri sıralamak yetmiyor. New York Brooklyn Müzesinden başlayarak, San Diego,  Atlanta, Washington ve San Francisco’yı gezdikten sonra okyanusu aşarak Paris’e ve sonrasında Londra’ye gelen sergi;  utangaçlığı ile tanınan Leibovitz’in sadece dergilerde gördüğümüz profesyonel fotoğraflarını değil senelerdir özenle sakladığı ailesine, dostlarına kısaca tüm özel hayatına ait fotoğrafları da kapsayan bir ilk olması ile farklı bir anlam taşıyor.</p>
<div id="attachment_1633" class="wp-caption aligncenter" style="width: 354px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/y2041850301817033131.jpg"><img class="size-full wp-image-1633 dtse-img dtse-post-1626" title="y204185030181703313[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/y2041850301817033131.jpg" alt="" width="344" height="445" /></a><p class="wp-caption-text">Yoko Onno</p></div>John Lennon&#8217;u ölmeden birkaç saat önce çırılçıplak şekilde Yoko Ono&#8217;ya sarılırken görüntüleyerek bir efsane olma yolunda attığı ilk adımı,  Demi Moore&#8217;u hamileliği sırasında çırılçıplak soyup Vanity Fair&#8217;in kapağına taşıyarak devam ettiren Leibovitz’in, Sting’i çölün ortasında tamamen çamura bulayarak çektiği fotoğraf ya da  kovboy filmlerinde suçluları attığı kementlerle yakalayan Clint Eastwood&#8217;u iplere dolayarak  yarattığı Western etki çok ses getirse de; belki de en çok katkısı süt dolu bir küvet içinde çektiği Whoopi Goldberg’in tanınmasına oldu. Bir gün önce sokaklarda tanınmadan rahatça gezdiğini söyleyen Whoopi, fotoğrafları dergide çıktıktan sonra nereye gitse adını bağıran hayranları tarafından kuşatma altına alındı.</p>
<p><div id="attachment_1635" class="wp-caption aligncenter" style="width: 383px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/leibo3_gallery__373x400011.jpg"><img class="size-full wp-image-1635 dtse-img dtse-post-1626" title="leibo3_gallery__373x400,0[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/leibo3_gallery__373x400011.jpg" alt="" width="373" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Whoopi Goldberg</p></div>Portre fotoğrafçılığında yaşayan bir efsane olan Leibovitz’in yaptığı işe olan saygısının, asistanlarını çıldırtan detaycılığının ve hayalindeki portreyi yakalama isteğinin sınır tanımazlığı yarattığı “Queengate” skandalı ile bir kez daha ortaya çıktı. Annie Leibovitz&#8217;i, yıllar sonra yapacağı ilk Amerika yolculuğu öncesi portresini çekmesi için çağıran İngiltere Kraliçesi;  fotoğraf konseptinin yaratılması aşamasında bir kraliçeden beklenmeyecek kadar uyumluydu, ancak Leibovitz &#8220;Bence taçsız daha iyi görünürsünüz&#8221; cümlesiyle sadece bir fotoğraf efsanesi değil &#8220;kraliçeyi kızdıran kadın&#8221; olarak da tarihe geçmeyi başardı;  üstelik Kraliçe’den &#8220;Sen bunun ne olduğunu sanıyorsun!&#8221; diye azar işiterek.</p>
<p><div id="attachment_1642" class="wp-caption aligncenter" style="width: 352px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/new1_thumb11.jpg"><img class="size-full wp-image-1642 dtse-img dtse-post-1626" title="new1_thumb[1][1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/new1_thumb11.jpg" alt="" width="342" height="484" /></a><p class="wp-caption-text">Kraliçe Elizabeth </p></div>Fotoğraflarını 1970 yılında yayınlamaya başlayan Rolling Stone için birçok rock yıldızıyla turne yolculuklarına çıkan Annie, ünlülerin en samimi anlarını yakaladığı  portrelerle Rolling Stone’un karakterinin oluşmasını sağlarken, bu fotoğraflar ona  23 yaşında derginin Sanat Direktörü olma onurunu da beraberinde getiriyordu. 1983 yılında  Vanity Fair ile çalışmayı başlaması Leibovitz’e daha da ışıltılı bir dünyanın kapılarını açarken, hep yalnız çalışmayı alışmış  fotoğrafçının hayatına birçok zorluğu da beraberinde getirdi. Konuşmayı pek sevmemesini “iyi fotoğrafçıların iletişimde fazla becerikli olmamasının bir sebebi olmalı, tembel olduğumuzu sanmıyorum sadece biz fotoğrafçıyız daha başka ne söylemeye gerek var ki diye düşünüyor olmalıyız” sözleriyle anlatan Leibovitz;  aslında portresini çektiği insanlarla iletişimde söylediğinden çok daha başarılı olmalı ki, ortaya çıkan her fotoğraf  görünenin ötesini yakalayıp gerçek kişiyi ortaya çıkarmayı başarıyor. Babasının asker olması nedeniyle tüm Amerika’ya gezerek geçen  çocukluğunu “uzun saatler süren yolculuklarda tüm gördüklerimi fotoğraf çerçevelerine yerleştiriyordum” diye hatırlıyan Leibovitz; ister Iraklı bir askeri, ister taçlı bir kraliçeyi çekiyor olsun, kişinin gözlerinin içinde saklanmış olan pırıltıyı çekip çıkarmayı başaran bir sanatçı olarak akıllarda yer ediyor.   </p>
<p><div id="attachment_1637" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Susan-Sontag1.jpg"><img class="size-full wp-image-1637 dtse-img dtse-post-1626" title="Susan Sontag" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Susan-Sontag1.jpg" alt="" width="480" height="325" /></a><p class="wp-caption-text">Susan Sontag</p></div>
<p>Kameraların arkasında ki hayatının onbeş yılını ünlü yazar, eleştirmen, insan hakları savunucusu Susan Sontag&#8217;la geçiren Leibovitz belki de 2004 yılında onun ölmesi ile tüm özel hayatını ortaya koyacak bir sergiye kendini hazır hissediyor. Beraber oldukları yıllar boyunca  birlikte yaşamayan ancak her zaman birbirini gören karşılıklı apartmanlarda hayatlarını devam ettiren bu ilginç çift toplum önünde hiçbir zaman ilişkilerini tanımlamadılar. Önceleri “bizim sözlüğümüzde beraberlik ya da eş kelimeleri yer almıyor bizi tanımlayacak en doğru kelime hala arkadaştır” diyen Leibovitz; Sontag’ı kaybettikten sonra ise <em>San Francisco Chronicle</em>’a “bizi aşıklar olarak adlandırabilirsiniz.  Aşıkları severim içinde romantizimi barındıran bir tanımdır ve çok açıkça belirtiyim ki ben Susan’a aşıktım” diyerek  duygularını açığa vuruyordu.</p>
<p>İlk kızı Sarah’ı 51 yaşında doğuran Leibovitz, taşıyıcı anneden olan ikizlerine Susan ve Samulle adını vererek sadece birkaç hafta ara ile kaybettiği Susan Sontag ve babası Samuelle Leibovitz’in anısını yaşatmayı amaçlıyordu.</p>
<div id="attachment_1638" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Brad-Pitt.jpg"><img class="size-full wp-image-1638 dtse-img dtse-post-1626" title="Brad Pitt" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/Brad-Pitt.jpg" alt="" width="480" height="338" /></a><p class="wp-caption-text">Brad Pitt</p></div>
<p>Yaklaşık yüzelli fotoğraftan oluşan serginin kalbinde Leibovitz’in sevdiklerini fotoğrafladığı çalışmalar var. Bu sergi için Leibovitz “iki hayatım yok, bir fotoğrafçı olarak sadece bir hayatım var;  iş ve özel amaçlı çektiğim fotoğraflar ayrılmaz bir bütün” diyor.   Her ne kadar sergide  ünlü yıldızların yanısıra Saraybosna ve New York Ground Zero fotoğrafları yer alsa da ailesi, dostları, çocukları ve Susan Sontag resimleri ile bu sergi; bir bakıma Leibovitz’in Sontag ile yaşadığı yıllara duyduğu özlemin dışavurumu. İlk kez hayatını kameraların önüne getiren Leibowitz için  kimbilir belki de bir büyük yastan çıkmanın ve kendini temize çekmenin en güzel yolu.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/tumblr_kqjfo6CuMH1qa164vo1_5001.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1643 dtse-img dtse-post-1626" title="tumblr_kqjfo6CuMH1qa164vo1_500[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/08/tumblr_kqjfo6CuMH1qa164vo1_5001.jpg" alt="" width="450" height="309" /></a></p>
<p>Not: Bu yazı 2008 Kasım&#8217;ında Harpers Bazaar&#8217;da yayınlanmıştır</p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1626_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/08/10/kameranin-onunde/';
			dtsv.dtse_post_1626_title = 'KAMERANIN ÖNÜNDE…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/08/10/kameranin-onunde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÜÇÜK BİR AŞK HİKAYESİ&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/31/kucuk-bir-ask-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/31/kucuk-bir-ask-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 08:54:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gurme]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Arnaud Larher]]></category>
		<category><![CDATA[Chantelle]]></category>
		<category><![CDATA[Christian Lacroix]]></category>
		<category><![CDATA[Kirsten Dunst]]></category>
		<category><![CDATA[Laduree]]></category>
		<category><![CDATA[Makaron]]></category>
		<category><![CDATA[Mari Antoinette]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre Desfontaines]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre Herme]]></category>
		<category><![CDATA[Saint Germaine]]></category>
		<category><![CDATA[Sofia Coppola]]></category>
		<category><![CDATA[Tricia Guild]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1610</guid>
		<description><![CDATA[
Son Paris seyahatimin belki de en hoş tarafı otelimin köşesini dönünce Ladurée’ye ulaşmaktı.  Bu fırsatı kaçırmadım ve kaldığım bir haftayı Makaron Haftası ilan ettim, niye garipsediniz ki Moda Haftası oluyor da Makaron Haftası neden olmasın.
Her sabah kısa bir yürüyüşten sonra, ilk olarak  Saint Germain’de Ladurée’nin muhteşem vitrinini seyrediyorum. Bir arkadaşımın dediği gibi, Ladurée makaronlarından oluşan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F31%2Fkucuk-bir-ask-hikayesi%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F31%2Fkucuk-bir-ask-hikayesi%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/07/31/kucuk-bir-ask-hikayesi/&title=KÜÇÜK+BİR+AŞK+HİKAYESİ&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Boîte-Prestige-55-Macarons.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1613 dtse-img dtse-post-1610" title="Boîte Prestige 55 Macarons" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Boîte-Prestige-55-Macarons.jpg" alt="" width="480" height="298" /></a></p>
<p>Son Paris seyahatimin belki de en hoş tarafı otelimin köşesini dönünce Ladurée’ye ulaşmaktı.  Bu fırsatı kaçırmadım ve kaldığım bir haftayı Makaron Haftası ilan ettim, niye garipsediniz ki Moda Haftası oluyor da Makaron Haftası neden olmasın.</p>
<p>Her sabah kısa bir yürüyüşten sonra, ilk olarak  Saint Germain’de Ladurée’nin muhteşem vitrinini seyrediyorum. Bir arkadaşımın dediği gibi, Ladurée makaronlarından oluşan küçük kulenin vitrinde görünüğü an,  günün en mutlu anı… Gözlerime çektiğim bu ziyafetten sonra her içeri girdiğimde bir kez daha emin oluyorum; dünyada cennet varsa burası olmalı. Siparişim pek değişmiyor bazen çay bazen kakao ama mutlaka kıyafetime uygun renklerde makaron çeşitleri. Çikolatalı, güllü, karamelli, frambuazlı, portakallı, yeşil çaylı, kayısılı, zencefilli, kestaneli, amerettolu, pralinli yada limonlu.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Bonaparte-La-Dévanture.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1614 dtse-img dtse-post-1610" title="Bonaparte La Dévanture" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Bonaparte-La-Dévanture.jpg" alt="" width="310" height="480" /></a></p>
<p>Sabah ayinlerimden birinde yan masamda oturan yetmiş yaşını aşmış yakışıklı beyefendi ile sohbet ederken “Ladurée’nin makaronları sanki bir gözalıcı tabloya bakmak,  olağanüstü doğanın tadını çıkarmak yada sevişmek gibi;  ağzınıza attığınız andan itibaren tadına doyamayacağınız zincirleme reaksiyonunu tetikliyor” diye herşeyi çok şairane bir şekilde özetleyiverdi. Sohbetimizin sonlarına doğru yanına gelen otuzlu yaşlarının başında aristokrat görünüşlü kadınla öpüşürlerken, genç kadınların olgun erkeklerle sadece farklı amaçlarla birlikte olmadıkları konusunda artık emindim.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Collection-Macarons-Ladurée1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1615 dtse-img dtse-post-1610" title="Collection Macarons Ladurée1" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Collection-Macarons-Ladurée1.jpg" alt="" width="328" height="480" /></a></p>
<p>Ladurée’nin başarısının altında 1862’de başlayan bir aile hikayesi yatıyor. Paris’in pasta ve kafeler konusundaki başarısı, bir çay salonu ile birleşince Parizyen’lerin buluşma noktası olan Ladurée’nin  öyküsü yazılmaya başlanıyor.  Rüya makaronların ilk adımı ise ailenin uzaktan kuzeni Pierre Desfontaines tarafından 20. yüzyılın başında atılıyor. Badem, şeker ve yumurtanın muhteşem karışımından oluşan bu sandviç kurabiyenin formulü o günden bugüne hiç değişmiyor.  Bu küçük, yuvarlak, dışı kıtır,  içi yumuşacık lezzetler her sabah  Ladurée labaratuvarlarında yeniden yaratılıyor. İşin uzmanlarına bakılırsa makaronlar hazırlandıktan sonra mutlaka iki gün bekletilmeli ki doku ile lezzet arasındaki mükemmel ahenk yakalanabilsin. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Collection-Macarons-012-Citron-vert-Basilic.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1616 dtse-img dtse-post-1610" title="Collection Macarons 012 Citron vert Basilic" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Collection-Macarons-012-Citron-vert-Basilic.jpg" alt="" width="320" height="480" /></a></p>
<p>Her ne kadar son zamanlarda Vogue tarafından pastacılığın Picasso’su olarak adlandırılan Pierre Hermé yeni gözde ise de konu makarona geldiğinde Ladurée ile boy ölçüşemediği herkesin hemfikir olduğu bir gerçek. Söz yeni nesil Fransız pasta şeflerinden açılmışken Arnaud Larher ismini bir yere not edin, ismini yakında daha sık duyacağınıza bahse girerim.</p>
<p>Ladurée’nin sadece makaronları değil tüm pastaları da öylesine özel ki, Sofia Coppola’nın yönetmenliğini yaptığı Marie <em>Antoinette</em>’de Kirsten Dunst ile başrolü paylaşıyorlardı. İşin en güzel tarafı ise Laduree’den birşeyler yemek için kraliçe olmanız gerekmiyor. En beğendiğiniz Ladurée salonuna gidin, kimsenin sizi tabağınızdan uzaklaştıramayacağı kadar sessiz bir köşeye oturun, Fransızların kendini beğenmişliğini Ladurée nezaketiyle dengelemeyi başarmış garsonunuza incecik porselen fincanda gelecek çayınızı ısmarlayın ve uzun bir süre alacak sipariş seçiminiz için tatlı menüsünü isteyin.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Pampille-8-Macarons.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1617 dtse-img dtse-post-1610" title="Pampille 8 Macarons" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Pampille-8-Macarons.jpg" alt="" width="404" height="480" /></a></p>
<p>En güzel şeyler küçük paketlerde gelir derler, kesinlikle hemfikirim.  Ladurée’nin küçük pastel renkli geometrik kutuları belki de dünyanın en güzel süprizini içinde taşıyorlar. Her sezon yenilenen pastel renklerde ki bu kutular en az makaronlar kadar meşhur, en az makaronlar kadar Fransız. Sanki Chantelle kutusu; tek farkı içinden danteller yerine makaronlar çıkıyor; olsun ikisi de yeterince baştan çıkarıcı.  Böylece makaronlarınız bittikten sonra bu kutular, mücevherlerinizi yada küçük sırlarınızı saklamak için dolabınızın en özel köşelerinde yerlerini alıyorlar. Ünlü tasarımcı Christian Lacroix ve renk cambazı Tricia Guild de Ladurée’nin büyüsüne kapılıp kutu tasarlamaya gönüllü olanlar.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Boîte-Christian-Lacroix.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1618 dtse-img dtse-post-1610" title="Boîte Christian Lacroix" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Boîte-Christian-Lacroix.jpg" alt="" width="320" height="480" /></a></p>
<p>Parisliler ne şanslı; bizim gibi her hediye için uzun uzun düşünmelerine gerek yok.  Baby Shower için hediye mi? Ladurée’nin makaronları. Doğumgünü hediyesi mi? Ladurée’nin makaronları. Akşam yemeği için teşekkür mü? Ladurée’nin makaronları. Sevgilinize kendini afettirmek için mi? Ladurée’nin makaronları. Gerçekten de Ladurée’nin makaronları Parizyenlerin sosyal hayatının devamında vazgeçilmez bir rol oynuyor.  Her ne kadar tarihi günahları olan kaçamaklardan ve alkolden uzaklaşmış olsalar da sosyal olarak uygun görülen tek tutkuları olan Ladurée’nin makaronlarına hayır diyemiyorlar. Sadece Paris’te bulunan dört Ladurée, günde onikibin yani yılda dört milyonun üzerinde makaron satıyormuş. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Macarons-Ladurée11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1620 dtse-img dtse-post-1610" title="Macarons Ladurée1" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Macarons-Ladurée11.jpg" alt="" width="478" height="480" /></a></p>
<p>Lütfen yakınlarda Paris’e giderseniz bana da bir kutu Ladurée’nin makaronlarından getirin. Eğer seçme hakkım varsa, tercihim bu sonbahar &#8211; kış için özel hazırlanan Mango ve Yasmin’li olanlar.</p>
<p>Not1: Bu yazı Harpers Bazaar dergisinde Şubat 2009^&#8217;da yayınlanmıştır.</p>
<p>Not 2: Yazının orjinaline dokunmadım ama ne mutlu ki Ladurée Eylül ayında Bebek&#8217;te açılıyor; anlayacağınız beni mutlu etmek isteyenler sevgili <a href="http://www.ozlemgusar.com/2009/12/15/aysenin-makaronlari/" target="_blank">Ayşe Kucuroğlu&#8217;nun daha önce yaptığı gibi Paris&#8217;lere sipariş vermek </a>zorunda değil.</p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1610_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/07/31/kucuk-bir-ask-hikayesi/';
			dtsv.dtse_post_1610_title = 'KÜÇÜK BİR AŞK HİKAYESİ…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/31/kucuk-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EN DERİN MAVİ&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/27/en-derin-mavi/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/27/en-derin-mavi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 19:44:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[mücevher]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Juuyawatu]]></category>
		<category><![CDATA[Elle Macpherson]]></category>
		<category><![CDATA[Joan Colins Masai]]></category>
		<category><![CDATA[Klimanjaro Dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Majorella Garden]]></category>
		<category><![CDATA[Marakeş]]></category>
		<category><![CDATA[Mererani Tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ming porselen]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzanit]]></category>
		<category><![CDATA[Teri Hatcher]]></category>
		<category><![CDATA[Yves Saint Laurent]]></category>
		<category><![CDATA[Zanzibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1589</guid>
		<description><![CDATA[Size Mererani Tepeleri ve Usangi bölgesi desem bir anlam ifade eder mi? Biraz daha genelleştirip  Arusha şehri desem, gene mi olmadı? Peki en iyisi siz haritada Tanzanya’nın yerini gösterin.  Doğru yoldasınız;  vahşi hayatın içinde başka bir yaşam yaratan muhteşem Serengeti Doğal Parkı’nın, balayı destinasyonları arasında modası hiç geçmeyen Zanzibar’ın Tanzanya&#8217;sı. Yerini tam olarak hatırlamadıysanız da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F27%2Fen-derin-mavi%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F27%2Fen-derin-mavi%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/07/27/en-derin-mavi/&title=EN+DERİN+MAVİ&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><div id="attachment_1593" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Loose-tanzanite.jpg"><img class="size-full wp-image-1593 dtse-img dtse-post-1589" title="Loose tanzanite" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Loose-tanzanite.jpg" alt="" width="480" height="346" /></a><p class="wp-caption-text">Loose Tanzanit</p></div>
<p>Size Mererani Tepeleri ve Usangi bölgesi desem bir anlam ifade eder mi? Biraz daha genelleştirip  Arusha şehri desem, gene mi olmadı? Peki en iyisi siz haritada Tanzanya’nın yerini gösterin.  Doğru yoldasınız;  vahşi hayatın içinde başka bir yaşam yaratan muhteşem Serengeti Doğal Parkı’nın, balayı destinasyonları arasında modası hiç geçmeyen Zanzibar’ın Tanzanya&#8217;sı. Yerini tam olarak hatırlamadıysanız da dert etmeyin,  nasılsa önümüzdeki günlerde tanzanit adını daha sık duydukça merak edip öğrenirsiniz.</p>
<p>Mücevher aleminin yüzyıllık markalarından , kırmızın halının vazgeçilmez simalarına kadar bir  çok isim Afrika’nın güneydoğusunda yer alan bu çelişkilerle dolu ülke Tanzanya’nın dünyaya hediye ettiği tanzanitin peşinde uzun süredir. </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/talento-joias-2.jpg"><img class="size-full wp-image-1595  aligncenter dtse-img dtse-post-1589" title="talento joias 2" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/talento-joias-2.jpg" alt="" width="348" height="480" /></a></p>
<p>Eğer lüksün karakteristiği; az bulunurluk, seçkinlik ve özgünlük olarak tarif edilirse, bunun sözlük karşılığı tanzanit olmalı mutlaka. 580 milyon yıl evvel; yeryüzü hareketliliğinin dramatik hızlarda yaşandığı eski dünyada, muazzam basınç ve ısıyla beraber oluşan volkanik kayaların arasında oluşan tanzanitin pırlantadan bin (evet 1000) kez daha ender bulunduğunu söylemek sanırım lüks ve tanzanit arasında kurduğum ilişkiyi daha anlaşılır bir hale getirir.</p>
<p>Milyonlarca sene evvel Afrika&#8217;nın en yüksek noktası olan Kilimanjaro Dağı&#8217;yla beraber oluşum sürecini tamamlamış olan tanzanitten, 1967 yılına kadar  insanlığın haberi olmaz.  40 yıl önce sıcak bir Temmuz gününde Masai kabile üyesi, çoban <strong>Ali Juuyawatu</strong>  bu mavi büyüyü,  Mererani Tepeleri’nde yürürken tesadüfen tökezleyip düşünce bulur. Topladığı taşları Klimanjaro eteklerinde yakut ile ilgili araştırmalar yapan bir maceracıya götürür. Önceleri  safir zannedilen taşların; jeolojik araştırmalar sonucunda  var olan tüm taşlardan daha egzotik bir yapıya sahip olduğu ortaya çıkar. Son ikibin yıldır bulunan en güzel mavi olarak kabul edilen bu taşa, bulunduğu ülkeye ithafen &#8220;tanzanit&#8221; adı verilir ve dünya mücevher piyasasına takdim edilir. Böylece tanzanitin tüm dünya tarafından yakından takip edilen hikayesi başlar.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Tansanit-ct9-48.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1596 dtse-img dtse-post-1589" title="Tansanit ct9 48" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Tansanit-ct9-48.jpg" alt="" width="480" height="349" /></a></p>
<p>Doğaldır ki folkloru ve efsaneleriyle zengin bir kültüre sahip Tanzanya’da olayın aslı böyle anlatılmaz.  Tanzanitin bulunuşundan sonra, bölgede yaşayan Masai  kabileleri bu çok özel taş hakkında bir çok çarpıcı ve renkli hikayeler dokurlar. Anlatılanlara göre gökyüzünden aniden alevlenerek inen bir ateşle toprak yanar ve bembeyaz kristaller koyu ve ışıltılı bir maviye dönüşür. Ve korlar küle dönüştüğünde, duman azaldığında, dehşete kapılan Masai’li şef heybesini bu maviye dönüşen büyülü taşlarla doldurur. Tanzanitin bulunmasıyla, Masai şefleri eşlerine, çocuk doğurdukları zaman bebeğin sağlıklı, varlıklı ve mutlu olması için tanzanit taşı vermeyi bir gelenek haline getirirler.</p>
<p>Asaletin rengi maviden, lilaya ve mor menekşeye kadar uzanan  renk tonlarında ki tanzanitin,  mavi rengini çevreleyen ve yalnızca parladığında ortaya çıkan pembe ışığı gerçekten sıradışı olan bu değerli taşı çok özel kılar. Ne Ming porselenlerinin, ne de İznik çinilerinin mavisi yarışabilir tanzanitin gözalıcı mavisi ile. Akdenizin turkuvazı ile Marakeş’te Yves Saint Laurent’e ait botanik cenneti Majorella Garden’ın renk kataloglarına geçmiş mavisi bile, sözkonusu tanzanit olduğunda bir adım geri çekilirler en güzel mavi yarışmasında.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/HI.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1598 dtse-img dtse-post-1589" title="H&amp;I" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/HI.jpg" alt="" width="480" height="480" /></a></p>
<p>Yıllar geçtikçe bu büyüleyici taş tüm mücevher tasarımcılarının gönlünde taht kurmaya başlar. Tabii ki herkes gibi olmak istemeyen ve sadece giyimde değil mücevher seçimlerinde de özgünlüğün peşinde koşanların da.  Teri Hatcher, Elle Macpherson, Joan Colins içinde barındırdığı karakteristik gölgelerde özgünlük ve gençlik titreşimleri çağrıştıran bu taşın mücevher dünyasında en sıkı takipçileri olurlar.</p>
<p><strong> </strong>Keşfedilişinin üzerinden bir jenerasyon bile geçmeden, bir taş kısa zamanda nasıl bu kadar ünlenir sorusunun cevabı tanzatinin çıkarıldığı yataklarının tek bir yerde ve sınırlı olması kadar, mavi ve pembe rengin oluşturduğu mistik auranın başka hiçbir taşta bulunmamasıdır belki de.   </p>
<div id="attachment_1599" class="wp-caption aligncenter" style="width: 490px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Anthony-Nak-Couture-Plat-Tanz-Cuffb.jpg"><img class="size-full wp-image-1599 dtse-img dtse-post-1589" title="Anthony Nak Couture Plat &amp; Tanz Cuff(b)" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Anthony-Nak-Couture-Plat-Tanz-Cuffb.jpg" alt="" width="480" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Anthony Nak tasarımı Tanzanite Cuff</p></div>
<p>Tanzanit hakkında tüm bu hikayelerden sonra sanırım anlamışsınızdır;  önümüzde ki seneler boyunca cool olarak kabul edilmek için atacağınız en doğru adım; mücevher kutunuza mutlaka tanzanitli bir tasarım eklemek. Zevkinize göre, ister hoop küpenin ucunda sallansın  ister iri tek taş olarak parmağınızı süslesin ama mutlaka tanzanitli bir mücevheriniz olsun. Siz en iyisi, seçiminiz yapmak için en kısa zamanda tanzanitli mücevherlerin peşine düşün.</p>
<div id="attachment_1600" class="wp-caption aligncenter" style="width: 392px"><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Tanzanite-Hayley-Hoop-by-Erica-CourtneyR2.jpg"><img class="size-full wp-image-1600 dtse-img dtse-post-1589" title="Tanzanite Hayley Hoop  by Erica CourtneyR" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Tanzanite-Hayley-Hoop-by-Erica-CourtneyR2.jpg" alt="" width="382" height="480" /></a><p class="wp-caption-text">Tanzanite Küpe Erica Courtney Tasarımı</p></div>
<p>Not: Kasım 2008&#8242;de Harpers Bazaar&#8217;da yayınlanmıştır.</p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1589_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/07/27/en-derin-mavi/';
			dtsv.dtse_post_1589_title = 'EN DERİN MAVİ…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/27/en-derin-mavi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LÜKS FAHİŞELER DÖNEMİ BİTTİ&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/16/luks-fahiseler-donemi-bitti/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/16/luks-fahiseler-donemi-bitti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 11:58:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gusto]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Lüks]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Birkin]]></category>
		<category><![CDATA[Christian Blanckaert]]></category>
		<category><![CDATA[Christophe Lemaire]]></category>
		<category><![CDATA[Hermes]]></category>
		<category><![CDATA[Kelly]]></category>
		<category><![CDATA[Lacoste]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre-Alexis Dumas]]></category>
		<category><![CDATA[Vogue]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1548</guid>
		<description><![CDATA[
Sevgili Hermes,
Belki itirafım sana komik ve anlamsız gelecek ama cesaretimi toplamışken hemen söylemeliyim; seni seviyorum&#8230;  Hayır hayır seni Birkin’lerin Kelly bag’lerin herkesin aklını daha başına takmadan, başından alan ipek eşarpların için değil;  seni sen olduğum için seviyorum. Yarattıklarını değil Hermes; seni seviyorum, onları sevme sebebim sadece senin bir parçan olmaları. Sanırım sen sana olan tutkumu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F16%2Fluks-fahiseler-donemi-bitti%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F16%2Fluks-fahiseler-donemi-bitti%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/07/16/luks-fahiseler-donemi-bitti/&title=LÜKS+FAHİŞELER+DÖNEMİ+BİTTİ&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermes_paris_logo1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1552 dtse-img dtse-post-1548" title="hermes_paris_logo[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermes_paris_logo1.jpg" alt="" width="450" height="299" /></a></p>
<p>Sevgili Hermes,</p>
<p>Belki itirafım sana komik ve anlamsız gelecek ama cesaretimi toplamışken hemen söylemeliyim; seni seviyorum&#8230;  Hayır hayır seni Birkin’lerin Kelly bag’lerin herkesin aklını daha başına takmadan, başından alan ipek eşarpların için değil;  seni sen olduğum için seviyorum. Yarattıklarını değil Hermes; seni seviyorum, onları sevme sebebim sadece senin bir parçan olmaları. Sanırım sen sana olan tutkumu uzun zamandır biliyordun, zaten bunu her yerde alenen söylüyordun ama bu itiraf için yeni tasarımcın Christophe <a href=" http://nymag.com/daily/fashion/2010/07/christophe_lemaire_scorns_luxu.html" target="_blank">Lemaire’in New York Magazine’de geçen hafta yayınlanan röportajını okumam </a>ve sonra bir kez daha, bir kez daha okumam gerekti. Sonra kendi kendime dedim ki; eğer o bunları söyleyebiliyorsa ben de aşkımı itiraf edebilirim.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/20070528.WWW000001085_7072_11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1553 dtse-img dtse-post-1548" title="20070528.WWW000001085_7072_1[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/20070528.WWW000001085_7072_11.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a></p>
<p>Christophe’nin röportajından başlamak istiyorum sana olan sevgimi anlatmaya…</p>
<p>Her yaptıklarıyla gündemde kalmak için, neresi gerekiyorsa orasını açan tasarımcılar yerine;  tüm zamanların en bilinen ama en sıkıcı markalarından biri olan Lacoste’u yeniden dirilten ve bunu yaparken de ben bir Tanrı’yım hem de Olimpos dağında oturanlardan biriyim, havası basmayan Christophe Lemaire’i tasarımcı olarak işe aldığın için seni seviyorum. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/grace-kelly-with-hermes-bag11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1554 dtse-img dtse-post-1548" title="grace-kelly-with-hermes-bag1[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/grace-kelly-with-hermes-bag11.jpg" alt="" width="450" height="427" /></a></p>
<p>“Gardropların her altı ayda bir değişmesi gerekitğine inanmıyorum bu “bullshit” dediği için Christophe Lemaire’i seviyorum. Ve seni; moda ile stili birbirinden ayıracak kadar bilinçli ve nerede duracağını bilecek kadar tutarlı bir tasarımcıyla çalıştığın için seviyorum.</p>
<p>Christophe Lemaire’in söylediği “high fashion yakın zamana kadar kadınları lüks birer fahişe gibi gösteriyordu. Artık bu dönem kapandı; daha özgün bir stilin zamanı şimdi ” lafının altına sayfalarca imzamı atmak istiyorum. Ve seni;  tasarımcına bunu söyleme cesareti ve özgürlüğü verdiğin için daha çok seviyorum.</p>
<p>Seni 173 yaşında olmana rağmen stilini koruduğun için seviyorum.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/CarreZ.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1555 dtse-img dtse-post-1548" title="CarreZ" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/CarreZ.jpg" alt="" width="480" height="313" /></a></p>
<p>Bu markayı yaratırken başlangıç noktanın koşum ve eyer takımları olduğunu unutmadığın için ve buna atfen logonda bulunan  at arabasının yanısıra; reklamlarında  tekrar tekrar  kullandığın at figürü için seviyorum.</p>
<p>Pierre-Alexis Dumas’ın  ‘Büyükbabam lüksün tamir edilebilinen olduğunu söylerdi’  lafını ilke edinip nesilden nesile gururla geçirilen ürünler yarattığın için seviyorum.</p>
<p>“Hérmes lüks işinde değildir hayal işindedir. Varlık sebebi keyiflendirmek  ve süpriz yapmaktır”  diyen bir adamı yani Christian Blanckaert’ı CEO yaptığın için seviyorum.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/ArtDeL.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1556 dtse-img dtse-post-1548" title="ArtDeL" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/ArtDeL.jpg" alt="" width="480" height="313" /></a></p>
<p>Zerafetin, klasikliğin, sadeliğin ve kalitenin simgesi olarak; herşeyi tüketmek   üstüne kurulan bu dünyanın içinde ama ona başkaldırarak başarılı olduğun için seviyorum.</p>
<p>Vogue’un 1974 yılında dediği gibi “Ürün satın alınan değil, yatırım yapılan bir butik olduğun için seviyorum.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermescampaign411.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1583 dtse-img dtse-post-1548" title="hermes campaign fall winter 2010 -2011" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermescampaign411.jpg" alt="" width="480" height="314" /></a></p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/adv_3479.jpg"></a></p>
<p>Ekonomik kriz öncesi sadece ünlülerle partileyerek; ucuz kumaşlarla ürettikleri  berbat tasarımlarını lüks diye satmayı başaran sözde tasarımcılar; kriz boyunca zarar üzerine zarar açıklarken, senin satışlarını %10’dan fazla arttırarak “Ağustos Böceği ile Karınca” masalını bir kez daha doğruladığın için seviyorum.</p>
<p>Ulaşılabilir lüks diye bir kazanç kapısı yaratan sahte lüks baronlarının foyasını ortaya çıkardığın ve gerçek lüks kavramına sahip çıktığın için seviyorum. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermescampaign51.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1582 dtse-img dtse-post-1548" title="hermescampaign5[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermescampaign51.jpg" alt="" width="480" height="314" /></a></p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/adv_4925.jpg"></a></p>
<p>İstisnasız bütün ürünlerini aynı derecede sevip onlar arasında bir ayırım yapmadığın ve hepsini kahverengi kurdeleli turuncu kutularda sattığın için seviyorum.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermescampaign21.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1580 dtse-img dtse-post-1548" title="hermes campaign fall winter 2010 -2011" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermescampaign21.jpg" alt="" width="480" height="314" /></a></p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/hermes-box-tree1.jpg"></a></p>
<p>Türklerle Fransızların arasının pek de hoş olmadığını bildiğin halde Faubourg St.Honoré ‘da bulunan efsanevi mağazanın vitrinini hem de Noel gibi çok önemli bir dönemde risk alarak İznik çinileriyle donattığın için seviyorum.</p>
<p>Sevgili Hermes,</p>
<p>Sana olan tüm aşkıma rağmen;  bazen mühendis tarafım ağır basıyor, duygularımı geri plana atıyorum. İşte o zaman senin Türkiye’de ki iletişim stratejin, mağaza vitrinlerin, satış ekibin ne yazık ki beni hayaller dünyasından çekip alıyor. Gene de sorun değil diyorum kendi kendime, sorun değil;  çünkü  seni, böyle günlük ve lokal olayların çok ötesinde seviyorum. </p>
<p>Aşkımla,</p>
<p>Özlem</p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1548_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/07/16/luks-fahiseler-donemi-bitti/';
			dtsv.dtse_post_1548_title = 'LÜKS FAHİŞELER DÖNEMİ BİTTİ…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/16/luks-fahiseler-donemi-bitti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MÜNİH’İ EN YAŞANABİLİR ŞEHİR KILAN NEDİR…</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/13/munih%e2%80%99i-en-yasanabilir-sehir-kilan-nedir%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/13/munih%e2%80%99i-en-yasanabilir-sehir-kilan-nedir%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 20:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gurme]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Dallmayr]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<category><![CDATA[Monocle]]></category>
		<category><![CDATA[Münih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1566</guid>
		<description><![CDATA[Monocle dergisi bu yıl ikinci defa Münih’i dünyanın en yaşanabilir şehirlerin listesinin en başına oturttu. Tüm dünyada oldukça tartışılan bu birincilik için Münih’i en azından 5-6 kere ziyaret etmiş biri olarak; nasıl yani diyorum. Tamam eli yüzü düzgün ve temiz bir şehir; Allianz Arena  futboldan anlamayan biri için bile  muhteşem bir stad, BMW’nin müzesi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F13%2Fmunih%25e2%2580%2599i-en-yasanabilir-sehir-kilan-nedir%25e2%2580%25a6%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F13%2Fmunih%25e2%2580%2599i-en-yasanabilir-sehir-kilan-nedir%25e2%2580%25a6%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/07/13/munih%e2%80%99i-en-yasanabilir-sehir-kilan-nedir%e2%80%a6/&title=MÜNİH’İ+EN+YAŞANABİLİR+ŞEHİR+KILAN+NEDİR…&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Dallmayr_Kaffee_Verk_1.jpg"></a>Monocle dergisi bu yıl ikinci defa Münih’i dünyanın en yaşanabilir şehirlerin listesinin en başına oturttu. Tüm dünyada oldukça tartışılan bu birincilik için Münih’i en azından 5-6 kere ziyaret etmiş biri olarak; nasıl yani diyorum. Tamam eli yüzü düzgün ve temiz bir şehir; Allianz Arena  futboldan anlamayan biri için bile  muhteşem bir stad, BMW’nin müzesi bir tasarım harikası, Ocotober Fest hayatta bir kere görülmesi eğlenceli bir karnaval, yemyeşil bahçeleri insan büyük şehirde yaşadığını unutturuyor ama… Bizim gibi Akdenizliler için  pek anlaşılır gözükmüyor Münih’in dünyanın en yaşanılır şehir olması.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Dallmayr_Haus_743705.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1568 dtse-img dtse-post-1566" title="Dallmayr_Haus_(7437)05" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Dallmayr_Haus_743705.jpg" alt="" width="480" height="378" /></a></p>
<p>Eğer bu jüride olsaydım oyumu Münih’e vermem için tek bir sebebim olabilirdi. Dallmayr. Geçmişi 300 yılı aşan bu gurme cenneti Münih’i yaşanabilir kılan en önemli sebeplerden biri. 1700’lerin başında bir manav dükkanı olarak başlayan ve 1800’lerde Alois Dallmayr’ın başa geçmesiyle gittikçe büyüyen şirket Bavyera Krallığı başta olmak üzere yaklaşık 14 Avrupa Hanedanı’na hizmet vermiş. Hali hazırda füme somonların eski Rus Çarları’nın özel tarifine sadık kalınarak hazırlanıyor olmadı “mavi kan” durumunu yeterince özetliyor sanırım.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/38CW4543.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1569 dtse-img dtse-post-1566" title="38CW4543" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/38CW4543.jpg" alt="" width="480" height="320" /></a></p>
<p>Günün her saatinde dolu olan Dallmayr için  gurmelerin Kabe’si demek sanırım yerinde bir benzetme olur; özellikle Christmas zamanında. Muhteşem hediye paketleri, yeni çekilmiş kahvenin kokusu, şampanyalı trüflerin ağızda dağılan tadı…</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Dallmayr_Kaffee_Verk_11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1571 dtse-img dtse-post-1566" title="Dallmayr_Kaffee_Verk_1" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Dallmayr_Kaffee_Verk_11.jpg" alt="" width="480" height="480" /></a></p>
<p>Dallmayr’ın tüm dünyada adının bilinmesini sağlayan ürün ise kahvesi. 1930’ların ekonomik krizi sırasında sadece gurme ürünlerle ayakta durmayı başaramayınca kendine yeni bir iş kolu seçer ve  kahve tüccarı Konrad Werner Wille;  Dallmayr’a özel bir kahve departmanı kurmakla görevlendiririr. Sonuç beklenenin ötesinde geçer bir imparatorlu kurulur. Bu arada Dallmayr’dan alacağınız tüm kahvelerin mağazada çekildiğinden emin olabilirsiniz. Kahve içmeyen biri olarak ise Vanilyalı yada Şeftali Robois çayını tek geçerim. Tüm çaylar Dallmayr’ın özel uzmanları tarafından harmanlanıyor ve içince çay ne demek anlıyorsunuz.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/38CW4151_sRGB_8bit.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1572 dtse-img dtse-post-1566" title="38CW4151_sRGB_8bit" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/38CW4151_sRGB_8bit.jpg" alt="" width="320" height="480" /></a></p>
<p>Tahmin edileceği gibi Dallmayr’ın bu başarısında Almanların kılı kırk yaran disiplinlerinin rolü inkar edilemez. Hayvanların beslenmesinden, yedikleri yemeğe, kesilmesinden buzdolabından korunmasına kadar süreçlerin hepsinin belirlenmiş standartları var. Diğer taraftan küçük işletmeleri korumak içinde ellerinden geleni yapıyorlar. 15 fırın her sabah ihtisaslaştığı sadece 2-3 çeşit ekmeği mağazaya ulaştırıyor. Bu fırınların bazıları 3 kuşaktır sadece Dallmayr için çalışıyor.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Pralinen.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1573 dtse-img dtse-post-1566" title="Pralinen" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Pralinen.jpg" alt="" width="480" height="320" /></a></p>
<p>Üst katta ise 2 Michelin yıldızlı restaurantı gerçek bir lezzet deneyimi sunuyor. Kuşkonmaz tutkunlarının mevsiminde, sadece kuşkonmazlı yemekleri yemek için geldikleri bir sır değil. Favorim ise kuşkonmazlı risotto. Sadece  40 müşteriye hizmet veren bu restaurantda önceden yer ayırtmazsanız; merdivenlerde oturup ağlamak içten bile değil.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Laden_KaltesBuffet.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1576 dtse-img dtse-post-1566" title="Laden_KaltesBuffet" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Laden_KaltesBuffet.jpg" alt="" width="480" height="319" /></a></p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1566_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/07/13/munih%e2%80%99i-en-yasanabilir-sehir-kilan-nedir%e2%80%a6/';
			dtsv.dtse_post_1566_title = 'MÜNİH’İ EN YAŞANABİLİR ŞEHİR KILAN NEDİR…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/13/munih%e2%80%99i-en-yasanabilir-sehir-kilan-nedir%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİMDİ VILLA D&#8217;ESTE ZAMANI&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/11/simdi-villa-deste-zamani/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/11/simdi-villa-deste-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 18:13:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Lüks]]></category>
		<category><![CDATA[Como]]></category>
		<category><![CDATA[VİLLA d'ESTEE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1523</guid>
		<description><![CDATA[Otel değil, bir destinasyon: Villa D’Este

Como Gölü’nün incisi Villa D’este, Temmuz 2009&#8242;da Forbes Traveller tarafından “Gezegenin En İyi Oteli” seçildi. Aradan geçen bir yıla rağmen hala değişen hiç bir şey yok.  Tutkunlarının “Görmeden ölmeyin!” dedikleri Villa D’este’de kalmak için en önemli on nedeni sıralamak istiyorum. 
Bu arada onbirinci sebep ise çok daha ilginç&#8230; Kötü ama gerçekten çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F11%2Fsimdi-villa-deste-zamani%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F11%2Fsimdi-villa-deste-zamani%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/07/11/simdi-villa-deste-zamani/&title=ŞİMDİ+VILLA+D&#8217;ESTE+ZAMANI&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/OTDOOR-POOL.jpg"></a><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/GARDEN-3.jpg"></a>Otel değil, bir destinasyon: Villa D’Este</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/LOGO.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1529 dtse-img dtse-post-1523" title="LOGO" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/LOGO.jpg" alt="" width="480" height="459" /></a></p>
<p>Como Gölü’nün incisi Villa D’este, Temmuz 2009&#8242;da Forbes Traveller tarafından “Gezegenin En İyi Oteli” seçildi. Aradan geçen bir yıla rağmen hala değişen hiç bir şey yok.  Tutkunlarının “Görmeden ölmeyin!” dedikleri Villa D’este’de kalmak için en önemli on nedeni sıralamak istiyorum. </p>
<p>Bu arada onbirinci sebep ise çok daha ilginç&#8230; Kötü ama gerçekten çok kötü bir boşanmadan hemen sonra; çok sevdiğim bir arkadaşım Şubat ayında beni aradı ve &#8220;sen çok güzel bir Como yazısı yazmıştın, haftaya gidiyorum bana neler önerirsin&#8221; dedi. Como&#8217;ya gidilecek en kötü mevsim, sakın gitme her yer kapalıdır  çok sıkılırsın  dememe rağmen sözümü dinlemedi ve gitti.  Ve bingo !  Hayatının aşkını Şubat ayında Como&#8217;da buldu ve şimdi çok mutlu. Yani diyeceğim şudur ki; eğer o, öylesine kötü bir ruh durumunda  ve kış mevsiminde romantik bir aşkın temellerini attıysa; bu mevsimde keyifli bir ruh durumunda   siz giderseniz neler neler olmaz. Evli, bekar yada yeni boşanmış olun hiç farketmez;  Como ve daha da iyisi Villa D&#8217;Este ruhunuza çok iyi gelecek hiç endişeniz olmasın.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/LAKE.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1530 dtse-img dtse-post-1523" title="LAKE" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/LAKE.jpg" alt="" width="480" height="390" /></a></p>
<p>1. Como Gölü</p>
<p>Yüzyıllar boyunca büyük edebiyatçı ve müzisyenlerin ilham kaynağı olan ve İngiliz şair Shelley’nin “Bugüne kadar gördüğüm tüm güzelliklerin ötesinde” diye tanımladığı  Como Gölü, pek çok kişiye göre cennetin yeryüzüne inmiş hali. Teknelerle gezebileceğiniz gölün her köşesi şaşırtan, hayran bırakan süprizlerle dolu. En önemlilerinden biri, Villa D’Este.</p>
<p>2. Kraliçelerin Bahçeleri</p>
<p>Villa D’Este, belki de dünyanın en ünlü, en güzel bahçelerine sahip oteli. Resim güzelliğindeki romantik ve barok karışımı bahçelerinde ziyaretçilerini ağırlayan otelde; gölgesinde kral ve  kraliçelerin de keyif yaptığını 500 yaşını aşmış muhteşem bir çınar var ki, o bile başlı başına bir öykü.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/GARDEN.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1531 dtse-img dtse-post-1523" title="GARDEN" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/GARDEN.jpg" alt="" width="319" height="480" /></a></p>
<p>3. Servisin Kusursuzluğu</p>
<p>Dünyanın tüm iyi otellerinde servis, hep çok önemli olsa da, Villa D’Este özellikle müdavimlerine gerçekten kişiselleştirilmiş hizmetler sunuyor. Otel personeli yalnızca neyi nasıl yapması gerektiğini bilmekle kalmıyor, aynı zamanda misafirlerinin sevdikleri yemeklerden, renklere kadar her ayrıntıya hakim oluyor ve takip ediyor. Odanızdaki çiçeklerin bile sevdiğiniz renklerde sizin için özel seçildiği bir otelde kalmak, gerçekten bir ayrıcalık.</p>
<p>4. Luciano’nun yemekleri</p>
<p>“Risotto’nun Kralı” olarak tanınan Executive Şef Luciano Parolari, mutfakta öylesine harikalar yaratıyor ki, Villa D’Este’nin konukları yemek için dışarı çıkma isteği pek duymuyorlar. Papa 2. Jean Paul için bile yemek pişirmiş olan Luciano’dan bizzat yemek dersleri almanız mümkün olduğu gibi, bahçesinde özel yetiştirdiği otları toplamasına eşlik etmenin keyfini de çıkarabilirsiniz. Otlar hakkında hiç bilmediğiniz şeyler öğreneceğiniz muhakak. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/CHEFS-GARDEN-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1532 dtse-img dtse-post-1523" title="CHEFS GARDEN 2" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/CHEFS-GARDEN-2.jpg" alt="" width="480" height="360" /></a></p>
<p>5. Güzelliğin Merkezi</p>
<p>Ödüllü güzellik merkezi masaj yanında, yaşamınıza enerji ve sağlık katacak bakımlar da sunuyor. Villa D’Este için özel hazırlanan ve kendi adını taşıyan bakım kremleri, sonsuz güzellik tutkusuna bir seçenek daha eklemek isteyenler için.</p>
<p>6. Geçmişin İzleri</p>
<p>1568’de Cardinal Gallio’nun yazlık evi olarak 100 dönümlük bir araziye yapılan neoklasik bina, 1873’te otele çevrilmeden önce Rus çariçesine, Fas kralına, Galler prensesine ve İtalyan prensine ev sahipliği yapmıştı. Odaları, koridorları ve bahçeleri sanat eserleriyle dopdolu Villa D’Este, sanki  bir müze. Yüksek tavanları, sütünları, antika mobilyaları ve bir hayal alemi yaratan kristal avizeleriyle geçmişin dokusunu hissetmek, Villa D’Este’de olmanın en özel yanlarından sadece biri.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/HİSTORY.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1533 dtse-img dtse-post-1523" title="HİSTORY" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/HİSTORY.jpg" alt="" width="480" height="348" /></a></p>
<p>7. Romantizmin Ayak Sesleri</p>
<p>Macar besteci Franz Liszt “Eğer mutlu bir aşk hikayesi yazmak istiyorsanız, arka sahnede Como Gölü  olmalı,” diyor. Villa D’Este muhteşem Como Gölü’yle birlikte aşıklara rüya günler vaat ediyor. Burası; Rita Hayworth-Orson Welles, Elizabet Taylor- Nick Hilton, Frank Sinatra-Ava Gardner, Windsor Dük ve Düşesi gibi ünlü aşıkların balaylarını geçirdiği yer.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/COLONE-ROOM.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1539 dtse-img dtse-post-1523" title="COLONE ROOM" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/COLONE-ROOM.jpg" alt="" width="480" height="374" /></a></p>
<p>8. Odaların özgünlüğü</p>
<p>Cardinal Suit başta olmak üzere; ne büyüklük ne de dekorasyon olarak birbirinin aynısı olmayan odalarda -böylesine lüks bir otel için şaşırtıcı olsa da- ev sıcaklığını yaşayabiliyorsunuz.  Villa D’Este’nin soylu geçmişinden izler taşıyan odalar, aynı zamanda teknolojinin sunduğu tüm kolaylıklardan da yararlanmanızı sağlıyor. Villa Cima ile Villa Malakoff ise bir odayla yetinmeyip kendi villasında hayatın keyfine varmak isteyenleri misafir ediyor. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Room-5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1534 dtse-img dtse-post-1523" title="Room 5" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Room-5.jpg" alt="" width="480" height="199" /></a></p>
<p>9. Sporun coşkusu</p>
<p>Villa D’Este’ye gidip bu kadar güzellik içinde spor yapma kararlılığınızı hâlâ sürdürebiliyorsanız, pek çok alternatifiniz var. 18 delikli golf sahası, tenis kortları ve koşu alanının yanı sıra, yelken, kano, rüzgar sörfü yada su kayağı yapabilmek mümkün. Otelin göl üzerine kurulmuş ısıtmalı açık havuzunda yüzmekse, spor ile keyfi buluşturmayı sevenler için vazgeçilmez nitelikte. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/OTDOOR-POOL1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1536 dtse-img dtse-post-1523" title="OTDOOR POOL" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/OTDOOR-POOL1.jpg" alt="" width="480" height="360" /></a></p>
<p>10. Ünlü tutkunları</p>
<p>Villa D’Este tutkunları arasında öyle özel isimler var ki, rezervasyon defterleri bir ünlüler geçidi gibi. Greta Garbo, Liza Minelli, Robert De Niro, Madonna ilk göze çarpanlar&#8230; Yazlarını Como Gölü’nde geçiren George Clooney de  bir Villa D’Este tutkunu. Otel aynı zamanda Oscar de La Renta, Donna Karan, Ralph Lauren gibi moda tasarımcılarının da sığınağı.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/GARDEN-31.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1544 dtse-img dtse-post-1523" title="GARDEN 3" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/GARDEN-31.jpg" alt="" width="318" height="480" /></a></p>
<p>Not: Bu yazının 10 neden kısmı Eylül 2009&#8242;da and mag dergisinde yayınlandı.</p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1523_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/07/11/simdi-villa-deste-zamani/';
			dtsv.dtse_post_1523_title = 'ŞİMDİ VILLA D’ESTE ZAMANI…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/11/simdi-villa-deste-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SÜRDÜRÜLEBİLİR LÜKS&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/06/surdurulebilir-luks/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/06/surdurulebilir-luks/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 07:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Lüks]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Cafe des Maggots]]></category>
		<category><![CDATA[Florian Gonzalez]]></category>
		<category><![CDATA[Laduree]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Lüks]]></category>
		<category><![CDATA[Suzy Menkes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1506</guid>
		<description><![CDATA[İtiraf ediyorum bu yazıyı hazırlamak için rüşvet verdim; ama rüşvetim her türlü gazetecilik etiğine göre kabul edilebilir sınırlar içindeydi. Paris’te Saint Germain’de bulunan Laduree’lerin en güzelinde; efsane tatlısı  Ispahan ile vanilyalı robois çayı. Krizden sonra, lüksün gündemine oturan sürdürülebilirlik konusunda; tüm dünyadaki en uzman kişilerinden Florian Gonzalez’le bir yıl önce Monako güneşi altında başlayan sohbetimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F06%2Fsurdurulebilir-luks%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F07%2F06%2Fsurdurulebilir-luks%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/07/06/surdurulebilir-luks/&title=SÜRDÜRÜLEBİLİR+LÜKS&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/gisele-bundchen-forest-campaign1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1509 dtse-img dtse-post-1506" title="gisele-bundchen-forest-campaign[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/gisele-bundchen-forest-campaign1.jpg" alt="" width="468" height="287" /></a>İtiraf ediyorum bu yazıyı hazırlamak için rüşvet verdim; ama rüşvetim her türlü gazetecilik etiğine göre kabul edilebilir sınırlar içindeydi. Paris’te Saint Germain’de bulunan Laduree’lerin en güzelinde; efsane tatlısı  Ispahan ile vanilyalı robois çayı. Krizden sonra, lüksün gündemine oturan sürdürülebilirlik konusunda; tüm dünyadaki en uzman kişilerinden Florian Gonzalez’le bir yıl önce Monako güneşi altında başlayan sohbetimiz nihayet gerçek bir habere dönüşebildi. Ancak çay davetini, yemeğe çevirme teklifim bile işe yaramadı ve Florian resim çektirmek istemedi.</p>
<p>Sorbonne mezunu bir hukukçu olmasına rağmen lüks konusunda MBA yaparak lüks dünyasına geçiş yapan Florian bu durumu; “Versay’da doğdum; şehir, bahçeleri ve saraylarıyla, kesinlikle lüks hayatı davet ediyordu;  geleceğim doğduğum gün çizilmişti” diyor gülerek. </p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/versailles-4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1518 dtse-img dtse-post-1506" title="versailles-4" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/versailles-4.jpg" alt="" width="480" height="307" /></a></p>
<p>Bu açıklamadan sonra lüks nedir sorusunu sormam şart oluyor. “Bu soruyu hep bir tebessümle karşılıyorum çünkü cevabının sadece kişisel, yoruma açık ve değişken olduğuna inanıyorum. Ekonomik açıdan lüks, ihtiyaç dışı olan herhangi bir şey olabilir. Bu günlerde ise yeni lüks;  zaman ve sağlık olarak görülüyor. Daha derin bir seviyede ise lüksü hislerle bağlantılı, keşfetme arzusu, sürprizle ve hatta lüks markanın oluşturduğu deneyimle ilgili olduğunu düşünüyorum. Restoranda, uçakta veya bir mağazada yaşanan profesyonel, sıcak ve zarif bir servisin, bir ürün almaktan daha çok lüksle ilgili olduğu kanısındayım. Ürünlerin, müthiş bir servisle beraber karşılanmadıkça, bir anlamının olmadığını düşünüyorum.  Yaratıcılık, sanat ve tasarıma tutkuyla bağlıyım. Lüks ve moda genellikle kuru kelimeler”.   Aynı dertten muzdarip iki hastanın dertleşmesi gibi,  lüks kavramının son yıllarda ne kadar havada kaldığı konusunda ki sohbetimiz öyle uzun sürüyor ki; pek de sevimli olmayan garson bize ters ters bakınca mecbur kalıp bir tabak daha makaron ısmarlıyoruz.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Boîte-Prestige-55-Macarons-1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1510 dtse-img dtse-post-1506" title="Boîte Prestige 55 Macarons-1" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/Boîte-Prestige-55-Macarons-1.jpg" alt="" width="480" height="298" /></a></p>
<p>Florian; sürdürülebilir lüks  konusunda çalışmalara dünyada ilk başlayanlardan biri.  Bu konuda onu dinlemek Einstein’dan matematik dersi almak gibi bir şey. “Aslında, lüks tarihi köklerine dönerse, ürünler daha dayanıklı tasarlanır ve zarar gördüklerinde onarılır ve yeni kullanıcılarına aktarılır.  Hermes’in kreatif direktörü Pierre- Alexis Dumas&#8217;ın tanımı çok doğru. ‘Büyükbabam lüksün tamir edilebilen olduğunu söylerdi’ Sonuç olarak lüks ürünler, uzun yıllar etkisi altında olduğu ve hızlı modanın yarattığı pırıltılı, kolay elden çıkarılan yok oluş trendinden çıkıp yaşam döngüsü uzatılabilir. Burada  şirketlerin takip etmesi gereken 3P kuralı var; people, planet, profit( insanlar, gezegen ve kar). Bunu dengeli yapabilirlerse dünya daha yaşanabilir bir yer olacak”</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/orchid3L2404_800x5341.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1515 dtse-img dtse-post-1506" title="orchid3L2404_800x534[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/orchid3L2404_800x5341.jpg" alt="" width="480" height="321" /></a></p>
<p>Konuyu biraz sektör dedikodularına getirme çabam Florian tarafından önce geri püskürtülüyor ama lüks dünya ve sürdürülebilirlik ile ilgili başarılı bazı isimleri ağzından almayı başarıyorum. Bu arada dikkatiniz çekebilirim gazetecilik yetilerim gün geçtikçe artıyor. </p>
<p>“Orta düzey lüks firmalara baktığımızda, gıda ve kozmetik şirketlerinin kıyafet, mücevher ve deri firmalarına göre sürdürebilinirliği daha hızlı benimsediklerini söyleyebilirim.  Maalesef birçok firma yeşil olduklarını öne sürerken aslında ‘yeşile boyanmış’ olarak çalışıyor yani “mış gibi yapıyor”.  İlgimi Ermenegildo Zegna veya Loro Piana gibi uzun dönemli stratejiler alan şirketler çekiyor. Pek bilinmeyen isimlerden bahsetmek istiyorum Patagonia,  People Tree, John Hardy, Waleda Kozmetik’in başarılı çalışma modelleri var”.   </p>
<p>Sürdürülebilirlik ‘cool’ gözüktüğünden beri bu işe soyunan ünlülerin sayısı artıyor; peki hangileri sana daha inandırıcı geliyor deyince çok eğlenceli bir arkadaş ancak çok ketum bir işadamı olarak Florian yüzünü buruştursa da cevap veriyor. “Samimi olanlarla  sadece kendi imajlarına arttırmaya çalışanları ayırmak  gerekiyor. Tasarımcı Philippe Starck , 11th Hour belgeselini hazırlayan Leonardo di Caprio, doğaya dost kozmetik markası kuran Gisele Bundchen’ı bir çok ünlü arasında ön sıradalar” .</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/11thHourWatchPic-1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1511 dtse-img dtse-post-1506" title="11thHourWatchPic-1" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/11thHourWatchPic-1.jpg" alt="" width="380" height="480" /></a></p>
<p>Daha fazla makaron yiyemeyeceğimizi anlayınca, Laduree’den çıkıyoruz ancak iyi bir seçenek bulmak çok zor olmuyor. Cafe de Margots…. Artık işim daha kolay; pembe şampanyalarımızı ısmarlayınca cevaplar daha hızlı ilerliyor. Ben bunu daha önce niye akıl edemedim diye kendime kızıp, daha sonraki haber çalışmalarım için aklımın bir köşesine not ediyorum. Şampanyayla birlikte konumuz da yön değiştiriyor ve lüks dünyanın en önemli gündemlerinden birini konuşmaya başlıyoruz. Hzılı lüks mü  yoksa yavaş lüks mü? Bu aynı Türkiye’deki  “kahraman bakkal süpermarkete karşı” gibi içinden çıkılması zor bir konu.</p>
<p>Florian geçen sene Delhi’de Herald Tribune’nin moda edtörü Suzy Menkes ile yaptığı görüşmesinden bahsediyor. “Suzy, insanların yavaş yavaş hızlı moda olgusunun çevre, sosyal koşullar ve çalışanlara verdiği olumsuz etkileri anlamaya başladıklarını düşünüyordu. Ne yazık ki ben hızlı modanın güç kazandığını ve sürdürülebilirlik için yaptıklarını samimi bulmuyorum.  Yavaş yemek konsepti, yavaş modayı satmaktan daha kolay oldu.  Kıyafetlerimizi yemememiz, onların içindeki malzemelere, kalite ve sonuçlarına karşı daha az duyarlı olduğumuz anlamına gelebilir. Aynı nedenle  kozmetik sektörü çok ilgi çekti çünkü insanlar yüzlerine sürdükleri ürünlerin yol açacağı sonuçlar hakkında endişeli. Paraben gibi bazı malzemelerin teşkil ettiği zararlar, tüketim trendlerinde değişime yol açtı.</p>
<p>Tüketici zor zamanlarda en ucuz ürünleri tercih ediyor, bu fiyatlara nasıl ulaşıldığını merak etmiyor…  Hızlı modanın ne olduğu irdelenmeli: kolay atılan ürünler, kaynakların boşa kullanılması ve Asya’daki fabrikalardaki kötü sosyal koşullardan dolayı düşük fiyatlar. Ne yazık ki kısıtlı bir bütçeye sahip tüketici;  onları direk olarak etkilemeyen uzak bir ülkede gerçekleşen olumsuz sonuçlar, ikinci plana atıyor. Lüks markaların sorumlu davranıp, sürdürülebilinir bir tüketim ve yaşam tarzını teşvik etme zamanları geldi.”</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/sustainable_style1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1512 dtse-img dtse-post-1506" title="sustainable_style[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/07/sustainable_style1.jpg" alt="" width="475" height="318" /></a></p>
<p>Cafe des Maggots’da den üç kadeh şampanyadan sonra çıkarken son sözümüzü söylüyoruz. Yavaş moda; seçmek, zevk almak ve alınan ürünlere iyi bakmak anlamına geliyor; yani daha sofistike bir müşteriden bahsediyoruz. Evet lüks sektörü zamanla daha sürdürülebilir olacak ancak burada tüketicilerin oynaması gereken bir rol var; hem de çok önemli bir rol.</p>
<p>NOT: Bu yazı Harper&#8217;s Bazaar dergisinin Temmuz sayısında yayınlanmıştır.</p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1506_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/07/06/surdurulebilir-luks/';
			dtsv.dtse_post_1506_title = 'SÜRDÜRÜLEBİLİR LÜKS…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/07/06/surdurulebilir-luks/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİM KİMİNLE NEREDE NE YAPIYOR HAZİRAN&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemgusar.com/2010/06/30/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-haziran/</link>
		<comments>http://www.ozlemgusar.com/2010/06/30/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-haziran/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 05:36:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>özlem güsar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gurme]]></category>
		<category><![CDATA[KAYRA VINTAGE]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ RONAY]]></category>
		<category><![CDATA[Batya Kebudi]]></category>
		<category><![CDATA[FÜSUN GÜMELİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemgusar.com/?p=1471</guid>
		<description><![CDATA[
Haziran ayının Kim, Kiminle, Nerede, Ne Yapıyor çalışmasını hazırlarken çok hoş bir  şey oldu. Geçen ay aleXandro Polombo’nun bir hikaye yerine bir çizim göndermesi gibi bu ay ki  konuklarımızda kendilerini en iyi şekilde ifade etmek için farklı yöntemler kullandılar. Keyifli olan da bu zaten… Özel bir menü ve Kayra Vintage&#8217;ın eşlik ettiği bir foto hikaye  sizi bekliyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F06%2F30%2Fkim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-haziran%2F"><img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.ozlemgusar.com%2F2010%2F06%2F30%2Fkim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-haziran%2F" height="61" width="51" /></a></div><a class="google_buzz"  
href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.ozlemgusar.com/2010/06/30/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-haziran/&title=KİM+KİMİNLE+NEREDE+NE+YAPIYOR+HAZİRAN&#8230;&srcURL=http://www.ozlemgusar.com" target="_blank" rel="nofollow"><img
src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/plugins/google-buzz-button-for-wordpress/images/google-buzz.png" alt="Google Buzz" /></a><p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/kayra_logo.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1488 dtse-img dtse-post-1471" title="kayra_logo" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/kayra_logo.jpg" alt="" width="480" height="343" /></a></p>
<p>Haziran ayının Kim, Kiminle, Nerede, Ne Yapıyor çalışmasını hazırlarken çok hoş bir  şey oldu. Geçen <a href="http://www.ozlemgusar.com/2010/05/31/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-mayis/">ay aleXandro Polombo’nun bir hikaye yerine bir çizim göndermesi gibi</a> bu ay ki  konuklarımızda kendilerini en iyi şekilde ifade etmek için farklı yöntemler kullandılar. Keyifli olan da bu zaten… Özel bir menü ve Kayra Vintage&#8217;ın eşlik ettiği bir foto hikaye  sizi bekliyor tabii bir de &#8220;moda geçer sadece stil aynı kalır&#8221; diyen Coco ile içilen bir şarabın hikayesi&#8230;</p>
<p>Ritz İstanbul’un Executive Şefi Ali Ronay çok güzel bir atasözünü hatırlatmış; &#8220;ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz&#8221;  Tam tersinin baştacı edildiği bir ülkede bu sözü  hepimizin daha sık hatırlamamız ve uygulamamız dileğiyle…</p>
<p><strong>ALİ RONAY</strong></p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/foto-1.php1_.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/ritz-logo1.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/rc0144.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1501 dtse-img dtse-post-1471" title="rc0144" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/rc0144.jpg" alt="" width="320" height="480" /></a></p>
<p>Onun için Türk mutfağının en parlak şeflerinden biri diyor;  bu işi hakkıyla bilen uzmanlar . O  Türk mutfağının hakkettiği değeri bulması için gereken dokunuşu yapan şeflerden biri ve avangarde Türk yemekleri diye adlandırıyor yaptıklarını. Bu küçük oyuna katılmasını istediğimde ise nezaketi, heyecanı ve dakikliği ile hayranlığımı kazandı. Anladığınız üzere, çok özel yemekler için istikametiniz belli; Ritz Oteli Çintemani restaurantında şimdiden yerinizi ayırın.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/ritz-logo11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1485 dtse-img dtse-post-1471" title="ritz-logo[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/ritz-logo11.jpg" alt="" width="480" height="391" /></a></p>
<p>vee işte beklenen an geldi&#8230;</p>
<p>ben sizlere bu güzel şarapla yenilebilecek bir menü yaptım ümit ederim okuyucularınız ve siz beğenirsiniz&#8230;.</p>
<p> -menu-</p>
<p>Fırınlanmış portobella mantarı &#8211; keçi peyniri &#8211; endivyen salatasi &#8211; taze dağ kekiği vingret</p>
<p>Kızgın tavada pişmiş ördek göğüsü &#8211; parmesan kremalı gnocchi &#8211; kuzu gobeği &amp; siyah trompet mantarları &#8211; Kayra Vintage Cabarnet Sauvignon sos</p>
<p>Kayra Vintage Merlot marine çilek &#8211; lor &amp; balsamik kreması</p>
<p>benim gibi cok konusamayan birinin kendisini en guzel ifade ettigi  Ata sozunude eklemek istiyorum..  </p>
<p>&#8220;ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz&#8221;</p>
<p>İçimden geçenleri o tabaklarda daha iyi ifade edebiliyorum</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/batya_171.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1473 dtse-img dtse-post-1471" title="batya_(171)" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/batya_171.jpg" alt="" width="302" height="480" /></a></p>
<p><strong>BATYA KEBUDİ</strong></p>
<p>Son dönemin adına en sık rastlanan en popüler takı tasarımcısı Batya; harika projelere imza attığı  Madame  Figaro dergisi kapandıktan sonra tutkusu olan takı tasarımına yöneldi ve ben şimdi yazmakla uğraşmayayım aklınıza gelen stil ve trend ile ilgili tüm isimlerin bir anda gözdesi olmayı başardı. Çok özel isimler; onun sade ama anlamlı yüklü,  keyif veren tasarımlarından hayranlıkla bahsediyor. İskambil kağıtlarından kraliçe taçlarına kadar herşey Batya’ya ilham kaynağı olabiliyor. Nerede bulabilirim derseniz bildiğim şu an için sadece Nişantaşı Luxuria’da; web sitesi şu anda hazırlanıyor ama gene de siz <a href="http://www.batyakebudi.com">www.batyakebudi.com</a> adresini bir not edin. Batya yazısını şöyle bir notla göndermiş “Coco Chanel&#8217;in hayatını okuduğum zaman 14 yaşındaydım. Çok ama çok etkilenmiştim. Bu yüzden hep onunla tanışmak istemişimdir. Bu nedenle de bu güzel şarabı onunla içtiğimi hayal ettim”</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/batya11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1476 dtse-img dtse-post-1471" title="batya1[1]" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/batya11.jpg" alt="" width="480" height="360" /></a></p>
<p>Kayra vintage Şarabı Coco Chanel ile birlikte Paris&#8217;te eski bir şatonun salonunda şöminenin başında oturmuş ateşi izleyip onunla sohbet ederken içtiğimi hayal ediyorum. Hayatından kesitleri bana anlattığını aşklarını tasarımlarını ve markasını benimle paylaşıyor. Benim üzerimde kısa siyah Chanel imzalı bir elbise, Chanel ayakkabılar ve kendi koleksiyonumdan kolyeler var. Onun siyah elbisesiyle harika bir bütünlük oluşturuyorlar. Coco ise, kalem eteği ve beyaz gömleğini benim koleksiyonumdan yüzüklerle tamamlamış&#8230; Hayattan, tasarımlardan, sadelikten, şıklıktan, kadınlardan, erkeklerden, seyahatlerden, aşktan bahsettiğimizi düşünüyorum&#8230; Charles Aznavur&#8217;un müzik setinden gelen sesi odunun sesi ile karışıyor.Kendimizi gecenin karanlığında samimi bir sohbetin eşliğinde elimizde Kayra Şarapla hayal ediyorum.</p>
<p><strong>FÜSUN GÜMELİ</strong></p>
<p>Birlikte bir proje için yapacağımız yemek çekimi gecikti, beklerken laf lafı açtı, sohbet koyulaştı  ve sizin de  aşağıdaki yazı ve resimlerden göreceğiniz gibi;   iyi ki gecikmeler oldu denilecek harika bir sonuç çıktı ortaya. Çok inandığım bir söz bir kez daha kendini kanıtladı, HİÇ BİR ŞEY TESADÜFİ DEĞİLDİR…</p>
<p>En karnınızın tok olduğu zamanalarda bile ağız sulandıran yemek fotoğrafları başta olmak üzere harika çalışmalara imza atan Füsun Gümeli;  Kayra Vintage oyununa  bir foto hikaye ile katıldı. <a href="http://www.fusungumeli.com/engindex.asp" target="_blank">Fotoğraflarına mutlaka bir göz atmalısınız </a>uyarıyorum tok karnına bakmanız sizin için daha iyi olacak. </p>
<p> B A Ş L A R K E N</p>
<p> Önce bir menü hazırladım. Sonra onu beğenmedim, başka birini hazırladım. Onu değiştirdim, şekilden şekle soktum. Sonra fikir değiştirdim.. Tekrar fikir değiştirdim.. En sonunda önceden hiçbir şey hazırlamamaya karar verdim. Yeni program, tamamen programsız olmaktı.</p>
<p> Tek bildiğim, benim de herkes gibi bir misafirim olacaktı. Ama hayali filan değil, gerçek.. O şanslı misafir, benimle Kayra Vintage Shiraz içecek ve önceden belirlenmemiş menünün yemeklerini yiyecekti. Çok şükür ki, şarabımız belliydi.</p>
<p>V E  B Ü Y Ü K  G Ü N</p>
<p> Derken, o gün geldi çattı.. Bende bir rahatlık, bir genişlik…. Misafirimin gelmesine yarım saat var, ben hala çekim yapıyorum. İçerde yemek çekildiği için mutfak almış başını gidiyor, ‘kedi yavrusunu kaybetse bulamaz’ durumunda. İnanın hiç böyle misafir kabul etmemiştim bugüne kadar.</p>
<p>Sonunda o yarım saat de geçti, misafirim geldi. Ortalığın curcunasını önemsemez bir halde ‘Çekim yapıyordum da’ dedim ve geçiştirdim. Uzun zamandır görüşmemiş olmamızdan kaynaklanır şekilde koyu bir sohbete dalacağımızı anlayınca, öncelikli olarak hemen programı açıkladım.</p>
<p> Tadacağımız bir şişe şarabımız vardı, yanında ne yiyeceğimize şişe açılınca karar verecektik. ‘Şarap peynirsiz olmaz’ diyerek dolaptan biraz rokfor ve ceviz çıkardım. Ondan sonra da şarabı açmaya koyuldum. Bu esnada çekilmiş muhteşem fotoğraflarım var ama üzgünüm burada paylaşamayacağım; mutfağın karmaşasından, sonra biraz utandım. Neyse.</p>
<p>Şarap   kadehlere kondu, bir yudum, iki yudum, bende şiddetle beyaz et isteği uyandırıyor, karşılıklı hemfikir olunca anayemek balık olarak belirlendi. Tamam balığım var ama (sonunda) aldı mı beni bir telaş, başlangıç olarak ne yiyeceğiz?? Buzdolabının altını üstüne getirdikten sonra bir paket somon füme buldum ve derin bir soluk alıp rahatladım..</p>
<p>Altına, üstüne illa bir şeyler uydururum o somonun.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0011.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1478 dtse-img dtse-post-1471" title="DSC_0011" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0011.jpg" alt="" width="328" height="480" /></a> </p>
<p>Nitekim  gördüğünüz    kanepeler eşliğinde yudumladık ilk kadehleri. Gerçi ekmeğinin, ekşi mayalı ev ekmeği olmasını tercih ederdim ama haşhaşlı batona razı geliyorsun, macera arayan bendim sonuç olarak. Merak edenlere kısaca malzemeyi sayalım; ekmekle avokado arasında sarımsaklı tereyağ, avokadoda birkaç damla limon ve çamfıstığı parçaları, füme somonun üzerinde ise Frenk soğanı ve taze çekilmiş yeşil biber var. Tevazu gösteremeyeceğim, kendimi takdir ettim, kırmızı Vintage’ın baskın tadına ancak bu kanepeler eşlik edebilirdi.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0014.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1479 dtse-img dtse-post-1471" title="DSC_0014" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0014.jpg" alt="" width="328" height="480" /></a></p>
<p>Bir fotoğrafçı olarak, ne yedik-ne içtik anlatıp yazıyı yazmayı kendime yakıştıramadığımdan yemekleri fotoğrafladım, hatta yukarıdaki de bir kamera arkası karesi..</p>
<p> A N A  Y E M E K</p>
<p>Tanrı’nın şanslı kulu olan ben, anayemeğimizi hazırlamak üzere, sabah gelen ve aslında derin dondurucuya atmayı tasarladığım, fakat elimin ermediği deniz levreğini dolaptan çıkarıp somonlu kanepeler kadar iddialı ne lezzet yaratabilirim diye, bozuntuya vermeden düşünmeye başladım. Izgara yapsam, çok balıkçı balığı gibi olur, kağıtta pişirsem sulanıyor, folyo kanserojen, derken..  Tuz evet tuz.. Hemen kalın deniztuzu kavanozunu çıkardım, yetmez.. Yedek paket bulundu. Fikir parlak ama balığın durumu müsait mi, bir göz atış, balık çizilmemiş ve pulları kazınmamış,  uygundur. Tuzlar yumurta akıyla karıştırıldı. Balığın içine de adaçayı yaprakları ve havanda hafifçe dövülmüş kişniş tohumları serpildi, güzelce kapatılıp üzeri de tuzla kaplanınca doğru fırına.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0034.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1480 dtse-img dtse-post-1471" title="DSC_0034" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0034.jpg" alt="" width="328" height="480" /></a></p>
<p>Balık fırında pişedururken, ben de 5 dakikada balkona masayı kurdum, 3 dakikada da kendim hazırlandım. O üç dakikanın yarısında, elbise dolabında annemden kalma kırmızı parıltılı elbisemi bulmaya çalıştıktan sonra bu mor elbiseyi giymeye kanaat getirdim.</p>
<p>Bu arada, Kayra Vintage’la olan tüm bu karar-kararsızlık, koşturmaca-keyif vs anlarına fonda Marcus Miller’ın muhteşem müziği eşlik etti.</p>
<p>Tuzda balık için, bir yemek fotoğrafçısı olarak  aşağıdakinden daha özenli bir kare çekmiş olmak isterdim ama soğuyacak diye ödüm koptu, üzgünüm. Ne yalan söyleyeyim, soğutmadan yediğim için de çok mutlu oldum.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0020.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1481 dtse-img dtse-post-1471" title="DSC_0020" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0020.jpg" alt="" width="329" height="480" /></a></p>
<p> Balık, tuzun içinde kişniş ve adaçayı ile pişince güzel-ötesi oluyormuş, tavsiye ederim.</p>
<p> T A T L I</p>
<p> Tabii ki olay burada bitmiyor. Kırmızı şarabın yanında, paşa paşa kırmızı etimizi yeseydik, böyle bir sorunumuz olmayacaktı ve tatlı yemekten mümkün mertebe kaçınan ben, tatlı diye aşermeyecektim. Ama balık böyle bir yemek işte, bir süre sonra damak ‘Hani tatlı, hani tatlı?’ demeye başlıyor.</p>
<p>Kafamın içinde bu kez de tatlı için aşağı yukarı dolanmaya başladım. Şarabın yanında dondurma ikram edecek halim yoktu, sufle yapmak 40 dakika, krem brule çok meşakkatli, hem bir gece dolapta beklemeden tadı oturmuyor. Gündüz çektiğimiz anne usulü, yoğurtlu irmik tatlısı…. Dolapta duruyor, mu?? Koşarak gittim, evet duruyor. Normal dilimler dörde bölünüp her minik dilime de benim muhteşem kiraz reçelimden bir parça eşlik edince ortaya bir başyapıt çıktı.</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0019.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1482 dtse-img dtse-post-1471" title="DSC_0019" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0019.jpg" alt="" width="324" height="480" /></a></p>
<p> Önceden hazırlansam, yaptıklarım ne bu kadar güzel olurdu, ne yaratıcı, ne de ben kendimle bu kadar gurur duymaya hak görürdüm kendimde. Çok güzel bir menü oldu ve bu muhteşem şaraba çok güzel eşlik etti.</p>
<p>Kimi mi konuk ettim?  Siz tanımazsınız…</p>
<p><a href="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0027.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1483 dtse-img dtse-post-1471" title="DSC_0027" src="http://www.ozlemgusar.com/wp-content/uploads/2010/06/DSC_0027.jpg" alt="" width="328" height="480" /></a></p>



		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1471_permalink = 'http://www.ozlemgusar.com/2010/06/30/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-haziran/';
			dtsv.dtse_post_1471_title = 'KİM KİMİNLE NEREDE NE YAPIYOR HAZİRAN…';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemgusar.com/2010/06/30/kim-kiminle-nerede-ne-yapiyor-haziran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
